Doktor Sahap Inmez

KADIN HASTALIKLARI ve DOGUM UZMANI

Buradasiniz: Doktorunuza Danışın Kadın Hastalıkları ( Jinekoloji)

Kadın Hastalıkları ( Jinekoloji)

Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar

e-Posta Yazdır

Cinsel yoldan bulaşan hastalıklar

 

Cinsel yoldan bulaşan hastalıklar günümüzde giderek artmaktadır. Beslenme bozuklukları, çok partnerli cinsel yaşam, radyasyon, hava kirliliği, çeşitli enfeksiyonlar bu hastalıkların artmasına neden olmaktadırlar. Kadında tüm cinsel organlar enfeksiyon etkenlerine açıktır. Aşağı genital organlardan bulaşır, yukarı doğru yayılır. Her dört kadından biri bu hastalıklara mutlaka yakalanır, kendi bedenlerindeki rahatsızlıkların yanında, hamilelikte bebeklerine bulaştırırlar ve bunun sonucunda doğumsal anomaliler ve bebek enfeksiyonlarına yol açarlar. Ayrıca gene bu rahatsızlıklarını eşine veya partnerlerine bulaştırırlar.

Dış cinsel organlarda başlayarak içeri ve yukarı doğru sırayla önemli cinsel yolla bulaşan hastalıkların etken ve tedavilerini anlatalım.

DIŞ CİNSEL ORGAN (VULVA) HASTALIKLARI

Dış cinsel organlar neresidir; kritoris, büyük ve küçük dudaklar, vajina girişi ve vajina ile anüs bölgesi olarak tanımlanır. Yani kadının cinsel organının dışarıdan görülebilen dış kısmıdır.

1-GENİTAL HERPES (GENİTAL UÇUK)

HSV (herpes simpleks virüsü) enfeksiyonu: dış genital organlarının en sık görülen hastalığıdır. Bu bölgede içi su dolu ve ağrılı veziküller ve ülserlerle giden bir rahatsızlıktır. Genellikle virüs bulaştıktan 3ila 7 gün sonra şikayetler başlar. İçi su dolu veziküller mutlaka birden fazladır. Bunlar hızla birleşerek çok ağrılı vulvar ülserlerine yol açar. Şiddetli bir idrar yanması (dizürü) vardır. Başlangıçta ateş, halsizlik ve baş ağrısı da olabilir. Akut dönem 3 hafta sürer. İlk akut dönem tedavi edilmezse, virüs sinsi bir şekilde cilt altında gizlenir. Kadının erkeğe bulaştırma süresi 3 haftalık akut dönemde yapılan cinsel ilişkiyle olur. Hastalık kronikleştikten sonra bulaşma olmaz. Tekrarlayan herpes lezyonları ise 15 günde iyileşir. Genital herpesin %75’ini HSV tip 2 (bu virüs genital organlarda yerleşir.) %25’ini ise HSV tip 1 ağızda (oral) yerleşen virüsler oluşturur. Ağızdaki veya genital  bölgedeki uçuk (herpes) olan kişi akut dönemde cinsel ilişki yapan kişiye bu mikrobu da bulaştırır.

Tanı: PAP smear ve veziküllerden alınan örneklerde virüsün görülmesi veya antikor testleridir. Genital herpes (HSV) gebelikte de giderek önemle artmıştır. Rahim içi bebek enfeksiyonlarının dışında ilk 3 ayda da düşüklere yol açabilir. Genital herpesli gebe kadınlar özellikle akut dönemde doğuma yaklaşmışlarsa doğum vajinal değil sezaryen operasyonuyla yapılmalıdır.

Genital Herpes Tedavisi: Yaygın kullanılan ilaç “Acyclovir” dir. Tablet, krem ve enjektabl uygulama formları vardır. Bunun dışında ağrılı dönemde günde 3 kez oturma banyosu ve arkasındanda kurutma makinesi ile lezyonları kurutulmasıdır. Çünkü virüs ıslak ortamda daha çabuk ürer ve iyileşme süresi uzar. Kuru ortamda bu süre kısalır. Çok sık tekrarlayan vakalarda 6 ay ile 1 yıl süre ile Acyclovir tabletlerini kullanmak tekrarları oldukça azaltır.

2-GENİTAL SİĞİL-HPV

İnsan papova virüsleri tarafından oluşturulan dış genital bölgede özellikle dış dudaklar ve arka furşet dediğimiz, vajina girişinin arka alt kısmında oluşan siğillerdir. Bu virüsler genellikle cinsel yolla bulaşırlar ve nemli genital bölgede yerleşir. Kuluçka süresi 3 aydır. Yani bulaşma olduktan 3 ay sonra siğiller oluşur. Başlangıçta tek tek belirirler ve ihmal edildikleri takdirde birleşip geniş, birkaç santim çapa kadar ulaşan lezyonlar haline gelirler. Vajinal ve servikal (rahim ağzı) bölgesinde olanlarına labial (dudak) bölgede oluşanlardan daha sık rastlanır. Servikal (rahim ağzı) ve vajinal siğillerin çoğu ancak kolposkopi denilen ışıklı, büyüteçli bir cihazla gözülebilen yassı lezyonlardır. Tam 40 tip HPV vardır. Gözle görülen genital siğiller, HPV tip 6 ve HPV tip 11 tarafından oluşturulur. Rahim ağzında kanser yapan yassı türlerde etken ise HPV tip 16 HPV tip18 ve HPV tip 31’dir ve bunlar ancak kolposkopi ile görülebilirler. Servikste yassı ve atipik görünümlü siğiller görüldüğünde rahim ağzı kanseri şüphesinin gidermek için biyopsi alınması gerekir. Bu işlem kolposkopi ile veya loop (leep) operasyonu denilen kansız ve dikişsiz bir operasyonla alınır. HPV tip 16, 18 ve 31 pozitif hastalarda çok sık PAP smear almak gerekir.

Genil Siğil Tedavisi: Küçük ve orta boy siğil lezyonları genellikle kriyoterapi (sıvı azot veya karbondioksit) ile dondurularak yok edilebilirler. Elektro koter (elektrikle dağlama) daha nadir kullanılır. Çok büyük olanlar ufak bir cerrahi müdahale ile çıkartılabilir. Bunun dışında podofilin ve imiqimod (adlara) gibi kremlerde kullanılabilir. Gebelerde bu ilaçlar kullanılmaz. Gebelerde sadece dondurma (kriyoterapi) tedavisi yapılabilir. Tedaviden sonra %50’ye varan tekrarların olması, tedavinin başarısızlığı değil, tedavi esnasında görülmeyen komşu dokulardaki gizli siğillerin sonradan ortaya çıkmasındandır. Bunun için 3 ay sonra tedaviyi tekrarlamak gerekebilir.

HPV aşısı-rahim ağzı kanser aşısı ne zaman ve kimlere yapılmalıdır?

Rahim ağzı kanseri aşısı (HPV Aşısı) 9 ile 26 yaş arasında her dişiye veya erkeğe yapılabilir. Bunun dışında ileri yaşlarda da sık tekrarlayan rahim ağzı yaralarında veya HPV', si pozitif olan bayanlarda diğer tiplerden çapraz olarak korunmak amacıyla bu aşıları yaptırabilirler. HPV aşısı ülkemizde 2 tiptir. 2li ve 4lü olmak üzere. Aşı takvimi şöyledir. İlk aşı (cilt altı) yapıldıktan 30 gün sonra 2nci tekrarı bundan da 5 ay sonra 3üncü ve sonuncu tekrarı yapılır. Aşı ücretleri son zamanlarda ucuzlamıştır. 150x3=450 TL’lik maliyeti vardır.

3-BARTOLİN KİSTİ - BARTOLİN APSESİ

Bartolin bezleri vajina girişinde, her iki küçük dudakların iç kısmındaki (sağ veya sol) iltihaplanmasıyla oluşan bir rahatsızlıktır. Kanalın tıkanması ile abse formu oluşur. Etken mikrop genellikle neisseria gonorrhoae veya chlamidia trochomatisdir.

Tedavi: Uygun antibiyotik; penicilin ve tetrasiklin 7 ila 10 gün verilir. Absenin iğne ile delinerek direne edilmesinin (irinin boşaltılmasının) faydası yoktur. Çünkü tekrarlama ihtimali yüksektir. Bunun için en fazla tercih edilen cerrahi yöntem marsupializasyondur.

VAJİNA İLTİHAPLI HASTALIKLARI (VAJİNİT)(VAGİNİT)

Vajinal enfeksiyonlar  en sık rastlanan jinekolojik problemlerdir. Vajinal akıntıda artış, dış genital organlarda (vulva da) yanma ve kaşıntı, idrar yaparken yanma ve bazen de kötü koku ile giden bir rahatsızlıktır. Vajina iltihaplarında ya anormal organizmalar (trikomonas) veya normal floranın (candida, gardnerelle vaginalis veya anaerob bakteriler) sayısal artışı söz konusudur. 4 tip vajinal iltihabı en yaygın olan hastalıklardır.

1-Candida (mantar)
2-Trikomonas Vajiniti
3-Bakteriyal Vajinit (nonsfesifik vajinit)
4-Gonokoksik (bel soğukluğu) Vajinit

Etkili Tedavi: Hangi tip vajina iltihabının tam teşhisi ile mümkündür. Bu arada vajinal akıntıda ki, yumurtlama dönemindeki renksiz ve kokusuz vajinal akıntının artışını vajinal enfeksiyonla karıştırmamak gerekir.

Vajina İltihabı (vajinit)(vaginit) bulguları nelerdir?

1-Vajinal mukozada kızarıklık

2-Yanma veya kaşıntı

3-Akıntının kıvamında (yoğunluğunda) ve yapısında artış

4-Parçalı akıntıların gelmesi

5-Beyaz parçalı (yoğurt gibi) akıntı

6-Kirli yeşil kokulu akıntı

Tanı: Alınan kültürlerle veya tekrarlayan kültürlerle ayrıca klinik bulgularla tanı konur.


1-CANDİDA (KANDİDA)(MANTAR) VAJİNİTİ (VAJİNAL MANTAR)

En önemli bulgusu dış genital organlarda (vulvada) ve vajinada şiddetli kaşıntı ve yanmadır. Diğer bulgusu idrar yaparken yanmadır.(zor idrar yapma) yoğurt veya peynir kesiği benzeri vajinal salgıda görülebilir. Dış genital organlarda ödem (şişme, kabarma) ve çatlaklar olabilir. Vajina kuru ve parlak kırmızıdır ve yapışkan yoğurtsu ve beyaz plaklar beneklenmiştir. Çoğunlukla mantar enfeksiyonunda fazla akıntı olmaz. Mantar vajinitinin en sık nedeni %90 oranında candida albicanstır. Enfeksiyon olmayan kadınların %20’sinde bu parazit mantar sessizce ve sinsice bulunmakta ve daha sonra çoğalabilmekte ve şikayetleri ortaya çıkartmaktadır. Hangi bayanlar candida (mantar) vajinitine sık rastlanır: 1-diabet. 2-gebelik, 3-bağışıklık düşürücü ilaçlar, 4-uzun süreli ve etkili kullanılan geniş spektrumlu antibiyotikler, 5-allerjik yapısı olanlar, 6-glukozdan zengin şekerli besinleri fazla tüketenler.

Tanı: vajinal kültür ve yaymadır.

Mantar vajiniti tedavisi: daha çok lokal vajinal tedavi etkilidir. Çeşitli imidazol bileşikleri (miconazole nitrat) ve borik asit süppozotivarları kullanılabilir. Gebelerde bu ilaçlar ilk 20nci haftaya kadar kullanılamaz. Tekrarlayan enfeksiyonlarda eş veya partner tedavisi, gizli şeker aranması, şekerli besinlerden uzak durma tavsiye edilir.

2- TRİKOMONAS VAJİNİTİ

En önemli bulgusu çok bol miktarda kötü kokulu, sıklıkla rahatsız edici, vajinal akıntı ve idrar yanmasıdır. Cinsel ilişki ile bulaşan bir paraziter hastalıktır. Bu hastalığı bulaştıran erkekler parazitleri prostatlarında veya üretralarında taşırlar. Trikomonas saptanan kadınlarda; N.gonorhea (bel soğukluğu mikrobu) da araştırılmalıdır. Çünkü sıklıkla beraber bulunurlar.

Tedavi: Akut dönemde 2gr metranidazol tek doz oral (ağızdan) yeterlidir. Aynı dozu erkekte aynı anda almalıdır. Bu ilaç gebeliğin ilk 20.haftasında kadar kullanılamaz.

3-KLAMİDİA TROCHOMATİS VAJİNİTİ

Cinsel yoldan bulaşan bir hastalıktır. Kadınlarda en sık vajina, uterus (rahim) ve tüplerde enfeksiyon oluşurlar. Akut dönemde tedavi olmazlarsa kalıcı sekeller bırakabilir. Gebelikte düşüklere ve rahim içi bebek enfeksiyonlarına yol açabilirler. Bazen tüpleri tuttukları zaman yapışıklık ve tıkanıklığa bağlı kısırlığa yol açabilirler.

Tedavi: 10 gün 2x100mg tetrasiklin + 2gr sefalosporindir.


4-GONOKOSİK VAJİNİT (BEL SOĞUKLUĞU)

Etken mikrop Neisseria gonorhea’dır. Çok bol irinli ve kokulu akıntıdır. Akut dönemde 38 derecenin üzerinde ateş ve çok şiddetli kasık ağrısı ile beraber gider. Cinsel yolla bulaşan bir hastalıktır. Akut dönemde tedavi edilmezse tubalarda abseler yapıp cerrahiye kadar gidebilecektir. Ayrıca tubalarda yapışıklık ve tıkanıklığa bağlı kısırlığa da yol açar.

Tedavi: Penicilin + tetrasiklindir.


SİFİLİZ (FRENGİ)

Etken mikrop Tripanoma Pallidum’dur.Cinsel yoldan bulaşan bir hastalıktır. Akut dönemde pelvik ağrının yanında özellikle dış genital organlarda simetrik şankır denilen kırmızı lezyonlarla karakteristiktir. Ayrıca lenf nodları da tutulduğu için lenf bezlerindeki şişliklerle de karakteristiktir. Tedavi edilmez ve kronikleşirse diğer organlarada yayılabilir.( beyin, karaciğer gibi)

Tedavi: Akut dönemde 2,4milyon ünite Benzatin penicilin’dir.(depo penicilin) İlerlemiş kronik vakalarda ise 20 gün ara ile yapılan 7,2milyon ünite IM Benzatin penicilin’dir.


AKUT ÜRETRAL SENDURUM (AKUT SİSTİT)

Etken mikroorganizma klamidia trochamotis’dir. Çok şiddetli idrar yaparken yanma veya idrar yapmakta zorlanma 38 derece üzerinde ateş, üretra etrafında kızarma, ödemle giden bir rahatsızlıktır.

Tedavi: 10gün 2x100mg tetrasiklindir. Akut üretral sendurumu evliliğin ilk bir ayında çıkan fazla cinsel ilişkiye bağlı vajina ön duvarındaki iritasyonla (hassasiyetle) ortaya çıkan balayı sistitinden ayırmak gerekir.

Saygılarımla.
Op.Dr.Şahap İNMEZ

 

Kızlık Zarı ve Sorular

e-Posta Yazdır

kızlık zarı

HYMEN (kızlık zarı); Yunan mitolojisinde Evlilik Tanrısının ismidir. Kızlık zarı; dış genital organlardan, labia minus dediğimiz küçük dudaklardan yaklaşık 1 ila 1.5 cm içerde bulunan  vaginal mukozanın dış  kısmının katlanarak sonlanması ile oluşan 2 ila 5 milimetre kalınlığında bir organdır.Devamı ....Vagen girişindeki bu deri kıvrımı, en sık görülen şekliyle ortasında adet kanının ve vajinal salgıların akmasına yarayan ufak bir delik bulunan yarı esnek, ince bir veya daha fazla sayıda delik içeren bir yapıdır. Her kadında farklı yapıya sahip olmasına karşın, genellikle ilk ilişki esnasında hafif bir kanamayla yırtılır ve böylece vajina girişiyle vajinanın birleşmesini sağlar.

Kızlık zarının henüz bozulmamış olması ülkemizde ve dünyanın belli bölgelerine halen sosyal ve kültürel önemini korumaktadır son derece hatalı bir kriter olarak kadının bekaretinin kanıtı olarak görülmekte ve birçok masum genç kız bu yüzden tüm yaşamlarını etkileyecek olaylarla karşılaşabilmektedir 

Bazı kadınlarda bu yapı çok sert veya çok esnek olabilir. Bazı kadınlarda ortada bir yerine iki veya daha fazla sayıda delik bulunabilir. Ender durumlarda zarın ortasındaki delik o kadar büyüktür ki, muayenede neredeyse zar hiç yok sanılabilir.

Bazı çok ender durumlarda ise zarda hiç delik yoktur (imperfore himen). Bu durumda adet kanaması genç kızlıkta görülen ilk kanamadan itibaren sürekli genital kanal içinde birikir ve her adet döneminde kız "adet olamamaktan, ancak aşırı ağrı duymaktan" yakınır. Kanama öyle ileri boyutlarda birikebilir ki, tüm rahim ve tüm vajina kanla dolmuş ve genç kızda halen ilk adet kanaması gerçekleşmemiş olabilir. Bu ciddi bir durumdur ve kadının genital sisteminin zarar görmemesi için ameliyatla kızlık zarına delik açılarak içerideki kanın boşalması sağlanmalıdır.

HYMEN TİPLERİ

Annuler (halka şeklinde) kızlık zarı en çok rastlanan şekildir. Semilunar (yarım halka veya esnek) kızlık zarının dıştan içe kalınlığı fazla olmadığı için genelde ilişki sırasında yırtılmaz. Ancak doğum sırasında yırtılır. Cribriformis (delikli veya elek tarzında) kızlık zarlarının ilişki esnasında yırtılması biraz daha fazla acılı ve zordur. Carnosus (etli) kızlık zarı ise kalınlığı fazla olduğundan ilişkide kolay kolay yırtılmayan, bazen ufak bir cerrahi müdahale gerektiren, bazende kanaması çok fazla olabilen tipte kızlık zarıdır. Kızlık zarı nispeten esnek olmasına karşın kolaylıkla yırtılan ve kanayan bir anatomik yapıdır. Ancak kişiler arası önemli yapısal farklılıklar nedeniyle kızlık zarı aşırı esnek olanlarda veya zar üzerinde yapısal olarak az sayıda damar bulunması durumunda ilk cinsel ilişkide kanama gerçekleşmeyebilir!

KIZLIK ZARI KANAMASI. : İLK GECE KANAMASI

Kızlık cinsel ilişkinin dışında, ağır sporlarla, bisiklete binme ,travma veya herhangi yabancı cisim veya elle zorlama  ile yırtılıp kanayabilir.Çoğunlukla, birkaç damla kanama şeklinde olur.Nadiren aşırı zorlamaya bağlı fazla kanama olabilir Zarın yırtılan iki kenarı 1 ila 2 hafta sonra iyileşir.Sonraki ilişkilerde kanama olmaz. Kızlık zarı kontrolünü ancak kadın doğum hekimi veya adli tıp uzmanı yapar. Kişi kendi kızlık zarının kontrolünü yapamaz.


İLK GECE  KANAMASI HER ZAMAN OLUR MU?
İlk gece kanaması bazen %10 İla %15 arasında olmayabilir. Kızlık zarı ortasındaki boşluğun(deliğin), penisin geçişine izin verecek kadar geniş olması veya semilunar zar dediğimiz yapıda olması ve esnek olması durumlarında ilk gece kanaması olmayabilir.


KIZLIK ZARI TAMİRİ (DİKİMİ)(HİMENOPLASTİ) NASIL YAPILIR?
İşlem çoğunlukla lokal anestezi (%80) veya genel anestezi (%20) ile yapılabilir.


1-KISA SÜRELİ OLAN TAMİRLER:Planlanan cinsel ilişkiden 2 ila 3 gün önce yapılan tamirlerdir. Yırtık olan zarın iki kenarı canlı doku için insize edilir ve kısa sürede emilen özel dikişlerle  dikilerek yırtık olan parçalar  iğcik şeklinde birleştirilir. 2 ila 3 gün sonra yapılan cinsel ilişkide birleştirilen bölgenin zorlanmasıyla kanama olur.

2-UZUN SÜRELİ (KALICI TİP) TAMİR (FLEP  KAYDIRMA):İleri derecede parçalanmış büyük yırtıklarda veya cinsel ilişkinin en az 2 ay sonra planlanması durumunda kalıcı tip  kızlık zarı tamiri yapılır. Bu operasyonda vagina mukozası özel bir teknikle kaydırılarak, yırtık yerlerin yerine yeni kızlık zarı yapılır. Bu operasyonla ilgili; hastalarımızın bazıları;  kızlık zarına başka bir dokudan mı  yama yapılıyor? diye soruyorlar. Böyle birşey yoktur. Sadece yanlış bilgi söz konusudur. Kalıcı tip kızlık zarı tamirinde; hastanın kendi  vajina mukozası kullanılır. Zaten kızlık zarının doğuştan oluşumunda; vajina mukozasının dışarı katlanması söz konusudur. 
Bu işlemde yapılan dikişler en az 2 ayda kendiliğinden emilirler (erirler). İlk cinsel ilişkiye de operasyondan 2-2,5 ay sonra başlamak gerekir. Bu yöntem kalıcı olup 5 yıl sonra bile ilişkiye girilse de  kanama olur.


KIZLIK ZARI TAMİRİNDEN SONRA HER ZAMAN KANAMA OLUR MU?

Usulüne uygun ve dokuya saygılı; steril çalışma ve iyi bir teknikle yapılmışsa her zaman kanama olur. Ancak enfeksiyon olmuşsa ayrıca iyi bir teknikle yapılmamışsa ve operasyondan sonraki birkaç  günde zorlama olmuşsa nadiren kanama olmayabilir. Bu bakımdan doktorun tavsiyelerine uymak,verdiği ilaçları kullanmak ve merak ettiği sorular varsa; her zaman doktoru ile paylaşmak gerekir.


 

KIZLIK ZARI DİKİMİ SIRASINDA  AŞAĞIDA AÇIKLADIĞIM VAGİNA ESTETİK AMELİYATLARI DA YAPILABİLİNİR

1- VAGİNA DARALTILMASI;

 

Bazı vücut yapısı yapılı olan kızlarımızda veya doğuştan kas dokusu gevşek kızlarımızda  vagina, doğuştan geniş ve boldur. İstenirse, bu bolluk ve genişlik özellikle kalıcı tip kızlık zarı dikimi esnasında düzeltilir.

2- AŞIRI BÜYÜMÜŞ OLAN BÜYÜK ve KÜÇÜK DUDAKLARIN (LABİA MAJÜS VE LABİA MİNÖRLERİN) ESTETİK OLARAK KÜÇÜLTÜLMESİ:

Aşırı büyümüş büyük ve küçük dudaklar,(labia majüs ve labia minör) sarkarak  kepçe gibi,vagina girişini kapatmaları durumlarında ;kaşıntı kuruluk ve kozmetik sorunlara yol açtığı için; bu dudaklar estetik olarak küçültülür. Böylece hem estetik olarak güzel bir görüntü sağlanır, hem mantar enfeksiyonlarından kurtulunur, hem de, ilerideki cinsel ilşkilerde, erkek ve kızlarıımızın sorun yaşamalarının önüne geçilmiş olur.




 

KIZLIK ZARI DİKİMİ SIRASINDA  AŞAĞIDA AÇIKLADIĞIM VAGİNA ESTETİK AMELİYATLARI DA YAPILABİLİNİR

 

1- VAGİNA DARALTILMASI;

 

 

Bazı vücut yapısı yapılı olan kızlarımızda veya doğuştan kas dokusu gevşek kızlarımızda  vagina, doğuştan geniş ve boldur. İstenirse, bu bolluk ve genişlik özellikle kalıcı tip kızlık zarı dikimi esnasında düzeltilir.

2- BÜYÜK DUDAKLARIN (LABİA MAJÜSLERİN) ESTETİK OLARAK KÜÇÜLTÜLMESİ:

Büyük dudakların(labia majüsler) aşırı büyük ve kepçe gibi,vagina girişini kapatmaları durumlarında; bu dudaklar estetik olarak küçültülür. Böylece hem estetik olarak güzel bir görüntü sağlanır. Hem de, ilerideki cinsel ilşkilerde, erkek ve kızlarıımızın sorun yaşamalarının önüne geçilmiş olur.

 

Saygılarımla

Op. Dr. ŞAHAP  İNMEZ.

 






Rahim Ağzı Yaraları

e-Posta Yazdır

rahim ağzı yaraları RAHİM AĞZI HASTALIKLARI

RAHİM AĞZI YARALARI (EREZYONE SERVİSİT)(RAHİM AĞZI YARASI)(RAHİM AĞZI İLTİHAPLARI)

Halk arasında rahim ağzında yara olarak bilinen (erezyone servisit) çok sık rastlanan jinekolojik rahatsızlıklardan biridir. Kronik servisitin kelime anlamı, rahim ağzının devamlı bir iltihabi hastalığıdır. Yara (rahim ağzı yarası) yani erezyon, rahim ağzının çevresinde bulunan enfekte olmuş bir doku bölgesidir.


Rahim ağzı yaraları (rahim ağzında yara)(erezyone servisit) niçin olur?

1-Sıklıkla gonore (bel soğukluğu), klamidia, trikomonas ve HPV enfeksiyonlarına bağlı olarak,
2-Sık ve travmatik yapılan cinsel ilişkiler sonrası,
3-Prezervatif üzerindeki kimyasal ajanlar ve rahim ağzına konan tamponlar,
4-Doğum esnasında tamir edilmemiş, atlanmış rahim ağzı yırtıkları,

Bu nedenlerden dolayı rahim ağzının çok katlı yassı epiteli (deri) yüzeysel tabakaları kaybolur, endoservikal (rahim ağzı iç kanalı) kanalın dışarı doğru alan değiştirmesine neden olur. Bu bölge daha fazla kanlandığı için kırmızı renkte gözükür. Ve bu doku enfeksiyondan çok daha fazla etkilendiği için, rahim ağzı yaralarına (erezyone servisit) yol açar. Bazen de incelmiş epitel (deri) doku kaybolarak stromanın enfekte olmasına neden olur. Buna da rahim ağzı ülserleri denir. Bu nedenlere bağlı gelişen bir diğer rahatsızlık da rahim ağzındaki naboti kistleri oluşmasıdır. Naboti kistleri iltihaplanma sürecinde oluşan tamirine bağlı (epitelizasyon) endoservikal bezlerdeki kanallar daralır. Böylece bu bezlerdeki salgı (müküs) ve sıvı dışarı doğru boşalamaz. Geriye doğru göllenerek naboti kistlerini oluşturur.


Rahim ağzı yarasının belirtileri nelerdir?

1-Vajinal akıntı: sarı, beyaz, koyu kıvamlı ve yapışkandır. Bu akıntının zamanı yumurtlama dönemindeki değişiklik gösteren akıntı kıvamından farklıdır.
2-İlişki sonrası lekelenme tarzında kanama
3-Adet dışı ara kanamaları: rahim ağzı iç kanalındaki epitelin aşırı şişmesine ve ödemine bağlı olarak kırılganlığı artar ve kolay travmatize olur. Böylece vajinal duş veya cinsel ilişki sonu lekelenme tarzında kanamaların görülmesine yol açar.
4-Kuyruk sokumuna vuran bel ağrıları
5-İdrar yaparken yanma, sık idrar yapma ve idrarı tutma güçlüğü görülür. Bunun nedeni ise rahim ağzındaki enfeksiyonun; lenfatik dolaşımla (komşuluk yoluyla) idrar kesesine yayılmasındandır. Yeni evli çiftlerde gözüken balayı sistitleri de bu nedenlerden dolayı oluşur. Sık yapılan cinsel ilişki ve rahim ağzına yapılan aşırı uyarı ve travma bu idrar şikayetlerinin oluşmasına yol açar.
6-Kısırlık: kısırlık nedenlerinden %10 oranında gözüken rahim ağzı faktörlerinin çoğunlukla nedeni, rahim ağzındaki yaralardır. Buradaki enfeksiyon ve yapı değişiklikleri spermin (erkek tohumu) rahime geçişini engel olur.


Rahim ağzı yaralarının tanısı nasıl konur?

Normal bir jinekolojik muayene ile görerek rahatlıkla tanısı konabilir. Tedaviye başlamadan önce, altında habis (kötü huylu) bir olayın yatıp yatmadığını kontrol etmek için smear alınmalıdır. Şüpheli bölgeler görülürse biyopside alınabilir. Şüpheli vakalarda veya HPV pozitif vakalarda kolposkopi yapılmalı, damarlanmaların durumu gözlenmeli ve biyopsi alınmalıdır. Tedaviye geçmek için mutlaka test sonuçlarını beklemek gerekir.


Rahim ağzı yaralarından korunmak için ne yapılmalıdır?


1-Şüpheli ve tanımadığınız kişilerle cinsel ilişki yapmayın. Özellikle gonore (bel soğukluğu) geçiren erkeklerle
2-Doğumda rahim ağzının kendiliğinden açılmasını bekleyip yırtılmasını izin vermemek gerekir. Burada sağlık personeline (doktor veya ebe) büyük görev düşmektedir. Rahim ağzında yırtık oluşmuşsa kanama olmasa dahi tamir etmek gerekir. Bu arada hastalarımızın bazılarına rahim ağzında yırtık var dediğimiz zamanlar “Hocam ben hatırlıyorum doğumda dikilmişti diyorlar” halbuki söyledikleri yer, doğum esnasında başın çıkmasını kolaylaştırmak için vajina ile perine (vajina girişi ile anüs bölgesindeki alan) yapılan kesiyi (epizyotomi) kastetmektedirler.  Buranın rahim ağzıyla ilgili olmadığını ayrıca belirtmek gerekir.
3-Enfeksiyonlar ihmal edilmeden akut dönemde mutlaka en iyi şekilde tedavi edilmelidir.
4-Kimyasal madde içeren tamponlar kullanmamak gerekir.
5-Su ve sabunla vajinayı yıkamayınız. Çünkü bu işlem vajinanın normal PH’ını (asit) bozup fırsatçı mikropların enfeksiyon yapmasına yol açar.
6-HPV aşısı: 9-26 yaş arasında mutlaka HPV aşısı yapmak gerekir. Sık tekrarlayan yaralarda ve çok partnerli bayanlarda 26 yaştan sonra ise  kanser riskinden uzaklaştırmak için koruyucu olaraktan aşı yapılması tavsiye edilir.


Rahim ağzı yaralarının tedavi yöntemleri nelerdir?


1-Yakma (koterizasyon):
Bir kalem şeklindeki probun uçundan elektrik akımı verilerek elde edilen ısı ile erezyone olmuş (yara) bölge dağlanarak yara hücreleri öldürülür. İşlem 5-6 dakika sürer. Ağrısız bir işlemdir. Genellikle anestezi gerektirmez. Bu işlemden sonra deskuamasyon (dökülme) süresi olan 15 gün boyunca kirli sarı bir akıntı olur. 15 günden sonra yenilenme (reparasyon) dönemi başlar. Dolayısıyla yakma işleminden sonra 1 ay cinsel ilişki yasaklanır. Doğum yapmamış kadınlara yakma işlemi yapılmaz. Çünkü rahim ağzında daralmalara neden olur.  Bu kadınlara dondurma (cryo terapi) işlemi yapılır.

2-Dondurma (kriyoterapi):
Rahim ağzındaki yaranın büyüklüğüne göre ayarlanmış uçlar takılı özel bir tabanca şeklindeki bir proptan karbondioksit veya azotprotoksit gazı geçirilerek yaranın (erezyon) eksi 45 ila eksi 60 derece arasında dondurularak yok edilmesi işlemidir. İşlem 5-6 dakika sürer. Ağrısız bir işlemdir, anesteziye gerek yoktur. Dondurma işleminde rahim ağzında daralma olmadığı için doğum yapmamış kadınlara da rahatça uygulanabilir. İşlemden sonra dökülme safhasında 15 gün boyunca berrak su gelir. İyileşme 2 ay sürer. 1 ay cinsel ilişki yasaklanır. Hem yakma hem de dondurma işleminden 2 ay sonra mutlaka doktora kontrole gitmek gerekir.

3-Loop (leep) operasyonu:
Dondurma veya yakma ile geçmeyen, smear sonucu şüpheli çıkan ve HPV si pozitif olan hastalara uygulanır. Burada aynı zamanda hem tedavi edilir hem de parça alınmış olur. İşlem şöyle gerçekleştirilir; yara (erezyon) bölgesi yarım daireler şeklinde üst ve alt rahim ağzı bölgesi kesici özel uçlu incecik koterle çıkartılır. Kansız ve dikişsiz bir operasyondur. Operasyonun avantajı çıkan doku parçası, nekroz (hücreler ölmediği için) olmadığı için patolojiye rahatlıkla gönderilebilir. Daha derin doku alındığı için de daha önce tedaviye cevap vermeyen yaralarda (erezyona servisitlerde) çok daha iyi neticeler veren bir operasyondur. Son zamanlarda radyo dalgaları kullanan cihazlarla da aynı operasyon yapılmaktadır. Avantajı ise daha az ısı kullanılması ve daha az tahribat yapmasıdır.

Sayglarımla. 
Op.Dr.Şahap İNMEZ

GENİTAL ESTETİK OPERASYONLARI

e-Posta Yazdır

 

GENİTAL ESTETİK AMELİYATLARI NİÇİN YAPILIR?

Genital estetik operasyonları, kişinin kendine olan güvenini arttırarak, partnerine karşı kendini daha iyi hissetmesini sağlar. Normal doğum sonrası vajina yapısında kalıcı hasarlar, vajinanın genişlemesi, gevşemesi, bunlara bağlı cinsel haz azalması ( anorgazmi ), cinsel isteksizlik, cinsel ilişki sırasında hava gelmesine yol açar. Diğer taraftan iç  dudaklarda ise; ( labia minör ) sarkma, renk değişimi ( kararma ) kaşıntı ve kuruluk olması  yada dudakların birbirinden farklı büyüklükte olması ( asimetri ) tüm bunlar kişinin sosyal hayatını, iş hayatını ve özel hayatını olumsuz yönde etkiler.

Genital bölgenin görüntüsünden memnun olmayan pekçok hanımlar, bu sorunları kimseyle paylaşamadıkları için yıllarca kendi içlerinde saklarlar. Özel hayat yaşantıları ve psikolojileri bozulur. Bu amaliyatlar sayesinde, kendilerine olan güvenlerini tekrar kazanmış ve hayat kalitelerini yükseltmiş olurlar.  Bu tür sorunlarınızdan çok kısa sürede ağrısız, acısız bir şekilde kurtulabilirsiniz.  Çoğunlukla genel anesteziye gerek kalmadan, lokal (bölgesel) anestezi ile sohbet ederek keyifli bir şekilde ameliyatınızı yaptırabilirsiniz.Şehirdışından gelinmiş olsa bile aynı gün tekrar evinize dönme imkanına sahip olabilrsiniz.

 Unutmamak gerekirki; bu tür operasyonlar deneyimli ellerde, diğer bütün ameliyatlarda olduğu gibi hijyenik koşullarda yapılırsa istenilen sonuç tam olarak alınır. 

EN SIK YAPILAN GENİTAL ESTETİK AMELİYATLARI  NELERDİR?

1. VAGİNA DARALTILMASI ( VAGİNA PLASTİĞİ )

Normal doğumlardan sonra vagina da genişleme, cinsel ilişkide bolluk hissi, cinsel ilişki sırasında hava hissetme ve cinsel isteksizlik şikayetleri olan bayanlarda veya doğum yapmadığı halde, yapısal olarak geniş vücut yapısına sahip, doğuştan geniş vaginalılarda da VAGİNA DARALTILMASI OPERASYONU yapılır. Böylece ilk günkü gibi cinsel istek artışı hem kadın için.hem de erkek için sağlanmış olur. Hayat kaliteleri mükemmelleştirilerek, kendilerine olan özgüvenleri de yerine getirilmiş olur.  

2. LABİOPLASTİ ( GENİŞ VE SARKIK İÇ DUDAKLARIN ESTETİK OLARAK KÜÇÜLTÜLMESİ ) :

Bazı bayanlarda doğuştan labialar ( iç dudaklar ) sarkık ve büyüktür. Bu durum kızlarımızda hem estetik olarak çok çirkin bir görüntüye yol açıp hem psikolojiyi bozması, hem de cinsel aktif kızlarımızda ise cinsel ilişkide partnerine karşı komplekse kapılması, aynı zamanda sarkık ve büyük labiaların vajina girişini kapatarak bakteriyel ve mantar enfeksiyonlarına yol açıp, kaşıntı ve kuruluk yapması nedeniyle bu operasyonlar, çok  başarılı bir şekilde yapılmaktadır. Böylece kızlarımızın estetik olarak görüntüsü düzeldiği gibi özgüvenlerinin kazanılması da sağlanmış olur.

 

3. HYMENOPLASTİ ( KIZLIK ZARININ DİKİLMESİ ) 

Bu konudaki geniş bilgilendirme yazısı ana sayfamızdaki hymenoplasti ( kızlık zarı dikimi ) veya (kızlık zarı ve sorular) bölümleri tıklandığında karşınıza çıkacaktır. Sadece kısa bir bilgi vermek istiyoruz. çeşitli nedenlerden dolayı ( tecavüz, nişanlısından veya sevgilisinden ayrılma, bazı travmalar. bazende eşlerine karşı fantazi sürprizi yapmak isteyen evli kadınlara ) bozulmuş olan ( yırtılmış olan ) kızlık zarları; kızlarımızı topluma yeniden kazandırmak, yeniden hayata bağlamak için yapılan ameliyatlardır. Bu kızlık zarı dikimleri operasyonları, geçici tamir veya kalıcı kızlık zarı dikimi  şeklinde olmaktadır. 

             1- KALICI TİP KIZLIK ZARI DİKİMİ (FLEP KAYDIRMA);

Lokal veya genel anestezi ile yapılabilinir. %80 lokal anestezi uygulanarak operasyon yapılabilinir. Burada yapılan; zarın yırtılmş olan kısmı çıkartılır,onun yerine vagina mukozasından flep kaydırma tekniği ile yeni zar yapılır. Operasyon  45 dakikada son bulur.Hasta 15 dakika sonra yürüyerek evine gidebilir.Birkaç gün ağrı kesici ve antiseptik kullanmalıdır. Kalıcı tip( Flep kaydırma) kızlık zarı dikimi cinsel ilişkiden 45 ila 60 gün önceden yapılmalıdır. Çünkü dikişlerin tam emilmesi 45 gün sürebilir. Kalıcı tip kızlık zarı dikimi  tekniğine uygun yapılmışsa süresizdir ve adı üzerinde KALICIDIR.

             2- GEÇİCİ TİP KIZLIK ZARI DİKİMİ

  Planlanan cinsel ilişkiden 3 ila 4 gün önce yapılmalıdır. Lokal anestezi ile yapılır. Burada daha kısa sürede emilen dikişler kullanılır. Daha basit bir operasyondur. Zarın yırtık kısmından kesi yapılıp yeniden dikilir. Burada flep kaydırmaya gerek yoktur.

        Saygılarımla
Operatör Dr. Şahap İNMEZ

 



  

 

 

 


 

Poli Kistik Over Sendrumu (PCOS)

e-Posta Yazdır

 PCOS ve YUMURTLAMA TEMBELLİĞİ-KISIRLIK TEDAVİSİ                                                  
1-PCOS ve YUMURTLAMA TEMBELLİĞİ-KISIRLIK TEDAVİSİ

2-PCOS ve KILLANMA (HİPERANDROJENİZM) NEDENLERİ ve TEDAVİSİ


Çok sık karşılaştığımız ve kısırlık sorununun dışında kadın hayatının her döneminde takip edilmesi gereken, rahatsızlıklar doğuran, PCOS (POLİ KİSTİK OVER SENDROMU) dan bahsetmek istiyorum. İnfertil çiftlerde % 20 ila % 25 oranında görülmekle beraber; kısırlığın yanı sıra adet düzensizliği, androjenik tüylenmede artış (yüz, çene, göğüs ve karında aşırı kıllanma) saç dökülmesi, akne ile çocuk isteği olmayan bayanların bu şikâyetlerle çok sıklıkla jinekologlara başvurdukları bir rahatsızlıktır. İşin bir diğer yanı da; PCOS (poli kistik over sendrumulu) hastaların ileriki yıllarda, tip 2 diabet, hipertansiyon, kalp damar hastalıkları, endometrim ve meme kanseri olma risklerinin artmasıdır. Bu nedenle PCOS önemli bir genel sağlık sorunudur.


PCOS  NEDİR?


Follıkul  büyüme  esnasında, ortamdaki  artmış androjenizme bağlı follıkul  gelişiminin durması  ve  atrezi (gerileme ve  yok  oluş) olması  ve  KRONİK ANOVULASYON (süreğen  bir  şekilde  yumurtlamanın  olmayışı) ve buna bağlı yumurtalıklarda 5- 12 mm çaplı inci kolyesi (tesbih dizisi) gibi dizilmiş onlarca kistçiklerle giden bir rahatsızlıktır. Yumurtlamanın olamayışına bağlı adet gecikmeleri vardır. Yumurtalıklarda teka hücrelerinin aktif olmasına bağlı androjen fazlalığı yumurtlamayı engellediği gibi hirsutizme (aşırı tüylenme) yol açar. Pcos’un nedeni, esasen bu bayanların çoğunda, 13-14 yaş dönemlerinde pubertal adrenaj denilen, hızlı büyüme döneminde, azalmış insülin hassasiyetinin, ileri yaşlarda da devam etmesidir. İnsulin rezistansına bağlı, hiper insulizim, hiper androjenizme yol açmaktadır. Bu bayanların, ileriki yaş dönümlerinde, metabolik hastalık veya sendrom x denilen rahatsızlıklar sık görülür. İnsülin rezistansına bağlı artmış hiper insulinemi SHBG’leri azaltır. Dolaşımdaki testosteron iki kat artar. IGF-1 artar bu da teka hücrelerindeki androjenlerin yapımını artırır.


PCOS TEDAVİSİ NASIL OLMALIDIR?

PCOS de insülin rezistansı olduğu için; özellikle obes hastalarda metformin gibi, insülin hassaslaştırıcı ilaçlar tedavide yararlı olmaktadır. Çocuk isteği olmayan kadınlarda; aşırı kıllanmayı önlemek için; anti androjenik etkili doğum kontrol hapları verilebilir. Bunların içindeki progesteron sürekli salınan LH’ı düşürerek androjen üretimini azaltır. Ayrıca SHBG lerin sentezini artırarak testosteronun serbest dolaşımındaki miktarını azaltır.

PCOS (poli kistik over sendrumu) WHO Grup 2 yumurtlama bozukluğu olan bir hastalıktır. Çocuk isteği olan hastalara uygulanacak ilk seçenek, klomifen sitrat denilen, yapısal olarak, östrojene benzerliği olan bir ilaçtır. Hipofizde FSH’ı uyararak yumurtlamayı sağlayabilir. 6 Aydan fazla kullanmamak gerekir. Cevap alınamazsa, FSH gibi ilaçları, dışarıdan uzman doktor kontrolünde kullanmak gerekir. Vücut kitle endeksi 30’dan fazla olan hastalarda, % 5’ lik bir kilo kaybı bile yumurtlamayı geri getirebilir.


POLİ KİSTİK OVER (PCO) NEDİR?


Tesadüfen, ultrasonla bakılan kontrollerde; yumurtalıklarda tesbih dizisi veya inci kolyesi gibi çapları 10-12mm çivarında olan kistcikleri olan ancak; adet geçikmeleri ve yumurtlama tembelliği ve aynı zamanda erkeksi tüylenmesi (hiper andronejenizm) yani yüz, çene, bıyık, göğüs ucu ve karında tüylenmesi olmayan rahatsızlığa Poli Kistik Over ismi verilir. Tüylenme ve yumurtlama tembelliği yoksa tedavi gerektirmez. Sadece; kistlerin büyüyüp büyümediğini anlamak için, yıllık kontroller gerekir. Şayet erkeksi tüylenme (yüz, çene, bıyık, göğüs ucu, karın bölgesi) ve yumurtlama tembelliği olup da çocuk isteği olanlara (ki o zaman tanı; PCO değil PCOS ismini alır) bir üst paragrafta anlatılan tedavi gerekir.


2-PCOS ve KILLANMA (HİPERANDROJENİZM) NEDENLERİ ve TEDAVİSİ

KILLANMA (Hirsutizm) NEDİR?

Androjen hormon fazlalığına bağlı, yüzde, karında ve göğüste ince renksiz tüylerin (vellus tipi tüylerin) daha kalın ve uzun (terminal kılı) hale gelmesiyle oluşan hastalığa kıllanma (hirsutizm) denir.
Kıllanma, bir kıl hastalığı değildir. Vucütta artmış olan androjen hormonlarının ciltte, 5-Alfa redüktas enzim aktivitesinin artması ile testosteron hormonunun daha aktif hali olan Di-hidro testosterona dönüşmesi sonucu kıllanmada, yağ bezlerinde ve aknelerde (sivilcelerde) artış olur.


Kıl gelişimi nasıldır?

Kıl, devamlı gelişim göstermez. Aktif ve inaktif dönemleri vardır.
1-Anagen Fazı: büyüme dönemi
2-Katagen Fazı: gerileme fazı
3-Telogen Fazı: istirahat dönemi

Kadında aşırı testosteron aktivitesi kıl gelişiminde anagen fazını (büyüme fazını) hızlandırır. Kız çocuğunda ergenlik çağındaki (13-14 yaşları) vellus tipi ince ve renksiz tüylerin, testosteron ve onun ciltteki aktif şekli olan DHT'nin (di-hidro testosteron) etkisi ile kalın (terminal) kıllara dönüşümü sonucu kıllanma (hirsutizm) olur.


KILLANMANIN ve ANDROJEN HORMONLARININ ARTIŞININ NEDENLERİ
1-Kadınlarda kıllanmayı oluşturan nedenlerin %95'i androjen artışıdır. Bunun esas nedeni yumurtlama tembelliğine bağlı yumurtalık teka hücrelerinde androstendion denen hormonların üretiminin artışına bağlıdır.
2-Androstendion hormonu daha sonra testosteron hormonuna döner. Kadınlarda normolde testosteronun %25'ini overler üretirken, yumurtlama tembelliğine bağlı androstendion artışı olunca testosteronda 2 kat artmış olur.
3-Testosteron hormonu da ciltte daha aktif olan ve kıllanma, sivilce ve yağlanmayı artıran DHT (di hidro testosteron) hormonuna döner.

Kandaki testosteron ne kadardır?
Testosteronun %80'i SHBG'e (seks hormon bağlayan globülin), %19'u albuminlere bağlıdır. %1'i ise serbest dolaşımda aktif olarak bulunur. Kıllanması olan kadınlarda serbest testosteron miktarı %1'den %2'ye çıkar. Bunun için; kıllanma araştırmalarında hem total hem de serbest testosteron hormon seviyelerine bakılması gerekir.  Kıllanmayı yapan serbest testosteron miktarıdır.

Kadında kıllanma yapan hastalıklar nelerdir?
1-Poli Kistik Over Sendurumu (PCOS):  Kadındaki kıllanmaların %95'i bu hastalık nedeniyle oluşur. Yumurtlamanın olmayışına bağlı androjen artışının getirdiği kıllanmanın nedeni yukarıdaki paragraflarda anlatıldı.
2-Hiperinsülinnemi: İnsülin rezistansı nedir?, hiper insülinemi niçin olur?, verilen bir insüline karşı glukoz cevabının azalması insülin rezistansı olarak adlandırılır. Yani glukoz, insülin etkisi ile, hücre içine girmesi gerekirken, girmez ve kanda glukoz artar.

İnsülin Rezistansı=Sendurum X = Metabolik Sendurum Nedir?
a)Trigliseridler 150mg/dl'nin üzerinde olması
b)HDL Kolesterolün 50 mg/dl'nin altında olması
c)Kadında bel çevresinin 85cm'nin üzerinde olması
d)AKŞ (açlık kan şekeri) 110 mg/dl ve üzerinde olması
e)Tansiyonun 130/80'nin üzerinde olması

Bu tip kadınlarda da aşırı kıllanma olur. 

Kanda insülinin artışı nasıl kıllanma yapar?
İnsülin, IGF-1 aktivitesini artırır ve yumurtalıklardaki teka hücrelerinde andrsotendion hormon yapımını artırır. Androstendion daha sonra testosterona bu hormonda daha sonra DHT hormona dönüşerek kıllanmayı artırır. İnsülin artışının, kıllanma artışına yol açan 2nci neden ise insülin karaciğerde SHBG (seks hormon bağlayan globilin) yapımını azaltır. Böylece testosteron bağlanması azalacağı için serbest testosteron miktarı artmış olur.

KILLANMAYA PCOS DIŞINDA BAŞKA HANGİ HASTALIKLAR NEDEN OLUR?
Not: kıllanmanın %95 nedeni Poli kistik over sendurumu gibi yumurtalıklardaki androjen yapımının artmasından kaynaklanır. Aşağıda anlatılacak hastalıklar, kadında kıllanmanın sadece %1 ila 5'ini oluşturan nadir hastalıklardır. Bu hastalıklar şunlardır;
1-Böbrek üstü bezindeki (adrenal gland) aktivite artışı buna en iyi örnek cushing sendurumu'dur.
2-Tümörler: overlerde veya böbrek üstü bezinde androjen salgılayan tümörlrr oldukca nadirdir.
3-Enzim eksiklikleri 21  Hidroksilaz ve 11 Beta hidroksiloz enzim defekleri.
4-Gebelik: gebelikte hormonların artışına bağlı olarak kıllanma artabilir.
4-Menapoz: Menopozda inaktif östrojen olan E1'in ciltte testosterona dönüşmesi sonucu oluşur.


KILLANMADA İSTENECEK  LABORATUVAR TESTLERİ NELERDİR?
1-Testosteron (hem total hem serbest)
2-17-OH progesteron
3-DHEAS
4-Prolaktin
5-Troid testleri (saç dökülmesi varsa)
6-Hiperinsülinemi düşünülüyorsa (hasta obezse) insülin tetikleri ve 2 saatlik 75 gramlık glukoz yükleme testi
7-Ultrasonografi
8-Tümör düşünüyorsa; daha ileri tetkikler


KILLANMANIN TEDAVİSİ NASILDIR?

Burada bahsedilecek olan tedavi kıllanmanın %95 nedenini oluşturan over (yumurtalık) kaynaklı kıllanmanın tedavisidir.
1-Doğum kontrol hapları (oral kontro septifler) : kıllanma tedavisinde şu şekilde etkileri vardır.
a)Artmış olan LH'yı düşürürler.
b)SHBG (seks hormon bağlayan globinlerin) yapımını artırırlar. Böylece dolaşımdaki serbest testosteron azalmış olur.
c)Ciltte; 5 alfa redüktaz enzim aktivitesini azaltarak daha aktif testosteron olan DHT'nin yapımını azaltır.
2-Spironolakton: Androjenlerin antogonisidir. P450C üzerinden androjen üretimini azaltır. Aynı tamanda diüretiktir, idrar akışını hızlandırır.5 alfa redüktaz aktivitesini azaltır. 
3-Ciproteron Asetat : İçindeki progesteron LH'yı baskılar. Aynı zamanda androjen reseptörlerine bağlanarak androjen aktivitesini azaltır.
4-Metformin (insülin hassaslaştırıcılar) : Hiperinsülinemi-obezite-sendurum x bulguları varsa tedaviye bu ilaçlarda eklenir.
5-Dexametazon: kıllanma böbrek üstü bezi (adrenal gland) kaynaklı ise ve DHES kanda yüksekse bu ilaçlar tedavi için kullanılır.
6-Finaserid: 5 alfa redüktas enzim aktivitesi azaltarak ciltteki yağlanma ve kıllanmayı azaltır.
7-Tümöral bir nedene bağlı kıllanma varsa bununla ilgili özel tedaviler yapılır.


Saygılarımla.
Op.Dr.Şahap İNMEZ

 

Sayfa 1 / 3

  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  3 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »

Sitemizde

4 Uye
13 Misafir