Doktor Sahap Inmez

KADIN HASTALIKLARI ve DOGUM UZMANI

Buradasiniz: Doktorunuza Danışın Kadın Hastalıkları ( Jinekoloji)

Kadın Hastalıkları ( Jinekoloji)

KILLANMA NEDENLERİ

e-Posta Yazdır

Kıllanma (Hirsutizm) Nedir?
Androjen hormon fazlalığına bağlı, yüzde, karında ve göğüste ince renksiz tüylerin (vellus tipi tüylerin) daha kalın ve uzun (terminal kılı) hale gelmesiyle oluşan hastalığa kıllanma (hirsutizm) denir.
Kıllanma, bir kıl hastalığı değildir. Vucütta artmış olan androjen hormonlarının ciltte, 5-Alfa redüktas enzim aktivitesinin artması ile testosteron hormonunun daha aktif hali olan Di-hidro testosterona dönüşmesi sonucu kıllanmada, yağ bezlerinde ve aknelerde (sivilcelerde) artış olur.


Kıl gelişimi nasıldır?

Kıl, devamlı gelişim göstermez. Aktif ve inaktif dönemleri vardır.
1-Anagen Fazı: büyüme dönemi
2-Katagen Fazı: gerileme dönemi
3-Telogen Fazı: istirahat dönemi

Kadında aşırı testosteron aktivitesi kıl gelişiminde anagen fazını (büyüme fazını) hızlandırır. Kız çocuğunda ergenlik çağındaki (13-14 yaşları) vellus tipi ince ve renksiz tüylerin, testosteron ve onun ciltteki aktif şekli olan DHT'nin (di-hidro testosteron) etkisi ile kalın (terminal) kıllara dönüşümü sonucu kıllanma (hirsutizm) olur.


KILLANMANIN ve ANDROJEN HORMONLARININ ARTIŞININ NEDENLERİ
1-Kadınlarda kıllanmayı oluşturan nedenlerin %95'i androjen artışıdır. Bunun esas nedeni yumurtlama tembelliğine bağlı yumurtalık teka hücrelerinde androstendion denen hormonların üretiminin artışına bağlıdır.
2-Androstendion hormonu daha sonra testosteron hormonuna döner. Kadınlarda normolde testosteronun %25'ini overler üretirken, yumurtlama tembelliğine bağlı androstendion artışı olunca testosteronda 2 kat artmış olur.
3-Testosteron hormonuda ciltte daha aktif olan ve kıllanma, sivilce ve yağlanmayı artıran DHT (di hidro testosteron) hormonuna döner.

Kandaki testosteron ne kadardır?
Testosteronun %80'i SHBG'e (seks hormon bağlayan globülin), %19'u albuminlere bağlıdır. %1'i ise serbest dolaşımda aktif olarak bulunur. Kıllanması olan kadınlarda serbest testosteron miktarı %1'den %2'ye çıkar. Bunun için; kıllanma araştırmalarında hem total hem de serbest testosteron hormon seviyelerine bakılması gerekir.  Kıllanmayı yapan serbest testosteron miktarıdır.

Kadında kıllanma yapan hastalıklar nelerdir?
1-Poli Kistik Over Sendurumu (PCOS):
Kadındaki kıllanmaların %95'i bu hastalık nedeniyle oluşur. Yumurtlamanın olmayışına bağlı androjen artışının getirdiği kıllanmanın nedeni yukarıdaki paragraflarda anlatıldı.
2-Hiperinsülinnemi: İnsülin rezistansı nedir? Hiper insülinemi niçin olur? Verilen bir insüline karşı glukoz cevabının azalması insülin rezistansı olarak adlandırılır. Yani glukoz, insülin etkisi ile, hücre içine girmesi gerekirken, girmez ve kanda glukoz artar.

İnsülin Rezistansı=Sendurum X = Metabolik Sendurum Nedir?
a)Trigliseridler 150mg/dl üzerinde olması
b)HDL Kolesterolün 50 mg/dl'nin altında olması
c)Kadında bel çevresinin 85cm'nin üzerinde olması
d)AKŞ (açlık kan şekeri) 110 mg/dl  ve üzerinde olması
e)Tansiyonun 130/80'nin üzerinde olması

Bu tip kadınlarda da aşırı kıllanma olur. 

Kanda insülinin artışı nasıl kıllanma yapar?
İnsülin, IGF-1 aktivitesini artırır ve yumurtalıklardaki teka hücrelerinde andrsotendion hormon yapımını artırır. Androstendion daha sonra testosterona bu hormonda daha sonra DHT hormona dönüşerek kıllanmayı artırır. İnsülin artışının, kıllanma artışına yol açan 2nci neden ise insülin karaciğerde SHBG (seks hormon bağlayan globilin) yapımını azaltır. Böylece testosteron bağlanması azalacağı için serbest testosteron miktarı artmış olur.

KILLANMAYA PCOS DIŞINDA BAŞKA HANGİ HASTALIKLAR NEDEN OLUR?
Not: kıllanmanın %95 nedeni Poli kistik over sendurumu gibi yumurtalıklardaki androjen yapımının artmasından kaynaklanır. Aşağıda anlatılacak hastalıklar, kadında kıllanmanın sadece %1 ila 5'ini oluşturan nadir hastalıklardır. Bu hastalıklar şunlardır;
1-Böbrek üstü bezindeki (adrenal gland) aktivite artışı buna en iyi örnek cushing sendurumu'dur.
2-Tümörler: overlerde veya böbrek üstü bezinde androjen salgılayan tümörlrr oldukca nadirdir.
3-Enzim eksiklikleri 21  Hidroksilaz ve 11 Beta hidroksiloz enzim defekleri.
4-Gebelik: gebelikte hormonların artışına bağlı olarak kıllanma artabilir.
4-Menapoz: Menopozda inaktif östrojen olan E1'in ciltte testosterona dönüşmesi sonucu oluşur.

KILLANMADA İSTENECEK  LABORATUVAR TESTLERİ NELERDİR?
1-Testosteron (hem total hem serbest)
2-17-OH progesteron
3-DHEAS
4-Prolaktin
5-Troid testleri (saç dökülmesi varsa)
6-Hiperinsülinemi düşünülüyorsa (hasta obezse) insülin tetikleri ve 2 saatlik 75 gramlık glukoz yükleme testi
7-Ultrasonografi
8-Tümör düşünüyorsa; daha ileri tetkikler


KILLANMA TEDAVİSİ NASILDIR?

Burada bahsedilecek olan tedavi kıllanmanın %95 nedenini oluşturan over (yumurtalık) kaynaklı kıllanmanın tedavisidir.
1-Doğum kontrol hapları (oral kontraseptifler) : kıllanma tedavisinde şu şekilde etkileri vardır.
a)Artmış olan LH'yı düşürürler.
b)SHBG (seks hormon bağlayan globinlerin) yapımını artırırlar. Böylece dolaşımdaki serbest testosteron azalmış olur.
c)Ciltte; 5 alfa redüktaz enzim aktivitesini azaltarak daha aktif testosteron olan DHT'nin yapımını azaltır.
2-Spironolakton: Androjenlerin antogonisidir. P450C üzerinden androjen üretimini azaltır. Aynı tamanda diüretiktir, idrar akışını hızlandırır.5 alfa redüktaz aktivitesini azaltır. 
3-Ciproteron Asetat : İçindeki progesteron LH'yı baskılar. Aynı zamanda androjen reseptörlerine bağlanarak androjen aktivitesini azaltır.
4-Metformin (insülin hassaslaştırıcılar) : Hiperinsülinemi-obezite-sendurum x bulguları varsa tedaviye bu ilaçlarda eklenir.
5-Dexametazon: kıllanma böbrek üstü bezi (adrenal gland) kaynaklı ise ve DHES kanda yüksekse bu ilaçlar tedavi için kullanılır.
6-Finaserid: 5 alfa redüktas enzim aktivitesi azaltarak ciltteki yağlanma ve kıllanmayı azaltır.
7-Tümöral bir nedene bağlı kıllanma varsa bununla ilgili özel tedaviler yapılır.


Saygılarımla.
Op.Dr.Şahap İNMEZ

 

Genital Siğil ve HPV Aşısı

e-Posta Yazdır

İnsan papova virüsleri tarafından oluşturulan dış genital bölgede özellikle dış dudaklar ve arka furşet dediğimiz, vajina girişinin arka alt kısmında oluşan siğillerdir. Bu virüsler genellikle cinsel yolla bulaşırlar ve nemli genital bölgede yerleşir. Kuluçka süresi 3 aydır. Yani bulaşma olduktan 3 ay sonra siğiller oluşur. Başlangıçta tek tek belirirler ve ihmal edildikleri takdirde birleşip geniş, birkaç santim çapa kadar ulaşan lezyonlar haline gelirler. Vajinal ve servikal (rahim ağzı) bölgesinde olanlarına labial (dudak) bölgede oluşanlardan daha sık rastlanır. Servikal (rahim ağzı) ve vajinal siğillerin çoğu ancak kolposkopi denilen ışıklı, büyüteçli bir cihazla gözülebilen yassı lezyonlardır. Tam 40 tip HPV vardır. Gözle görülen genital siğiller, HPV tip 6 ve HPV tip 11 tarafından oluşturulur. Rahim ağzında kanser yapan yassı türlerde etken ise HPV tip 16, HPV tip 18 ve HPV tip 31’dir ve bunlar ancak kolposkopi ile görülebilirler. Servikste yassı ve atipik görünümlü siğiller görüldüğünde rahim ağzı kanseri şüphesinin gidermek için biyopsi alınması gerekir. Bu işlem kolposkopi ile veya loop (leep) operasyonu denilen kansız ve dikişsiz bir operasyonla alınır. HPV tip 16, 18 ve 31 pozitif hastalarda çok sık PAP smear almak gerekir.

Genil Siğil Tedavisi: Küçük ve orta boy siğil lezyonları 1) kriyoterapi (sıvı azot veya karbondioksit) ile dondurularak yok edilebilirler.2) Elektro koter (elektrikle dağlama) da bir diğer tedavi yöntemidir. Çok büyük olanlar ufak bir cerrahi müdahale ile çıkartılabilir. Bunun dışında podofilin ve imiqimod (aldara) gibi kremlerde kullanılabilir. Gebelerde bu ilaçlar kullanılmaz. Gebelerde sadece dondurma (kriyoterapi) tedavisi yapılabilir. Tedaviden sonra %20’ye varan tekrarların olması, tedavinin başarısızlığı değil, tedavi esnasında görülmeyen komşu dokulardaki gizli siğillerin sonradan ortaya çıkmasındandır. Bunun için 3 ay sonra tedaviyi tekrarlamak gerekebilir.

HPV aşısı-rahim ağzı kanseri  veya genital siğillerin aşısı ne zaman ve kimlere yapılmalıdır?

Rahim ağzı kanseri aşısı (HPV Aşısı)

1- 9 ile 26 yaş arasında her dişiye veya erkeğe yapılabilir. Bu yaşlarda yapıldığında %100 koruma sağlar.

2-Bunun dışında  45 yaşa kadar sık tekrarlayan rahim ağzı yaralarında veya HPV si pozitif olan bayanlar:( diğer tiplerden çapraz olarak korunmak amacıyla) bu aşıları yaptırabilirler

3- Ayrıca çok partnerle ilişkiye giren kadınlar 45 yaşa kadar bu aşıları yaptırılablirler.

4-  Son 20 yılda oro faringial(ağız ve yutak) kanserlerinde, 5 kat kadar  artmanın görülmesi(oral sekse bağlı) nedeni ile  her iki cinsin 45 yaşına kadar aşı yaptırmaları lehinde yayınlar vardır.

5- Gaylarda(homoseksüllerde) da, rectum kansarlerinin ve ano rectal siğillerin sık görülmesi nedeni ile bu gruptaki kişillerede aşı önerilir.

HPV aşısı ülkemizde 2 tiptir. 2li  (bivalan)aşı; 16 ve 18 den korur.  4lü (quatrivalan)aşı; 6, 11, 16 ve 18 den korur. Aşı yapılış  takvimi şöyledir: İlk aşı (cilt altı) yapıldıktan 30 gün sonra, 2nci tekrarı, bundan da 5 ay sonra 3üncü ( sonuncu) yapılır.

Saygılarımla.
Op.Dr.Şahap İNMEZ

Adet Düzensizliği ve Kanama Bozukluğu

e-Posta Yazdır

ADET (AYBAŞI) (REGL) DÜZENSİZLİKLERİ ADET (AYBAŞI) (REGL) DÜZENSİZLİKLERİ, ADET GECİKMELERİ, AŞIRI ADET KANAMALARI NEDİR? SEBEPLERİ NELERDİR? TEDAVİSİ NASILDIR?

Adet Kanaması (regl kanaması)(mensturasyon) Nedir?

Basit olarak adet kanamasının tanımı seks hormonları olan östrojen ve progesteronun (gebelik oluşmamasına bağlı) yumurtalıklardan üretiminin duraksamaya uğraması ve böylece rahim içindeki endometriumun (rahmin iç duvarı) fonksiyon tabasının dökülerek kanama şeklinde atılmasıdır. Her kanamanın başlangıcı, aynı zamanda yumurtalıklarda yavaş yavaş büyümeye başlayan folliküllerin (içinde yumurta hücresini taşıyan içi su dolu kese) salgıladığı östrojen hormonu ile atılan tabaka tamir edilerek (epitelizasyon) yeni bir adet döneminin başlangıcı olmaktadır.


Adet Kanaması (regl kanaması)(mensturasyon) Nasıl Oluşur?

Adet dönemi hormonal ve rahim içi değişikliklerine göre 2 evreli olarak gelişir. 1 ila 14üncü günler folliküler =froliferatif faz, 14 ila 28inci günler luteal=sekretuar evre olmak üzere. 1inci evrede östrojen (kadınlık hormonu) hakimken 14üncü günden sonra ise, hem östrojen hem de progesteron (yumurtlama hormonu) hakimiyeti vardır. Dolayısıyla her iki evrede endometrium (rahim iç tabakası) değişiklikleri farklılıklar gösterir. 1inci dönemde büyüyen dominant follikülün salgıladığı östrojen artışı ile, bir önceki adet kanamasında dökülen endometriumun fonksiyonel tabakasını (adetle dökülen tabaka) tamir etmeye başlar. Yumurtlamadan sonra (14üncü günden sonra) ise follikülle gelişen korpus luteun (sarı cisimcik), östrojen üretmeye devam ederken aynı zamanda yumurtlama hormonu progesteronu da salgılamaya başlar. Bu 2 hormonun etkisi ile endometrium olası bir gebeliğe karşı hazırlanır. Eğer gebelik yoksa korpus luteun programına hücre ölümü gibi kendiliğinden geriler ve böylece östrojen ve progesteron düzeyleri düşer. Ve sonunda da endometriumun fonksiyonel tabakasından destek geri çekildiği için, bu tabaka dökülür ve adet kanaması (regl kanaması)(mensturasyon) başlamış olur. Bu adet kanamasının başlaması ile azalmış olan östrojen hormonunun pozitif geri etkisi ile üreme merkezindeki (hipofizdeki) FSH’ın (yumurta uyarıcı hormonunun)  uyarması ile yumurtalıklarda (overler de) yeni follikül büyümeye başlar. Ve yeni bir adet periyodunun başlamasına ve yukarıda anlatılan 28 günlük hormon ve endometrium değişiklikleri tekrarlamasına neden olur.

Özetle adet kanaması (regl kanaması)(mensturasyon) bir östrojen ve progesteron çekilme kanamasıdır.


Adet Kanamaları Düzeni ile ilgili Genel Bilgiler

Normal adet kanaması düzeni 24 ila 35 gündür. Burada hesaplama yaparken süreyi kanama günleri + temiz kalınan günler olarak hesaplamak gerekir.

Örnek; Bir kadının kanaması 5 gün sürüyorsa ve temiz kaldığı gün sayısı 19 ise 5+19=24 günde bir adet görüyordur.
24 günden az aralıklarla adet görüldüğünde polimenore, 35 günden daha fazla uzun sürede adet görülüyorsa oligomenore, 6 aydan daha fazla süre ile hiç adet görmüyorsa amenore adıyla isimlendirilir.

Düzenli aralıklarla uzun süre ve miktarda (7 günden fazla ve 80cc nin üzerinde) kanama olursa menoraji adını alır. Şayet düzensiz aralıklarla uzun süre kanama oluyorsa metroraji olarak isimlendirilir.  
2 günden az ve 7 günden fazla kanamalar ile 30cc den az ve 80cc den fazla olan kanamalarla 24 günden az aralıklarla gelen, 35 günden daha fazla aralıklarla gelen adet kanamalarının altında yatan nedenler araştırılarak tedavi edilmelidir.

25 ila 35 yaş arasındaki kadınların %60’ında adet düzeni; 25 ila 28 gün olup, kanama  gün sayısı da 4 ila 6 gündür.
Kadınların sadece %15’inde adet düzeni 28 gündür.
Kadınların %20’sinde adet düzensizlikleri vardır. (24 günden az veya 35 günden fazla)
18 yaşından küçük ve 40 yaşından büyük kadınlarda adet düzensizlikleri oldukça sıktır. Bunun en büyük nedeni yumurtlama tembelliğine bağlı hormonal sorunlardır.

Adet düzenine göre yumurtlama günü şu şekilde saptanır.(20 ila 38 yaş arası):

Örnek 1:
27 günde adet gören bir kadında, 27-14=13üncü gün yumurtlama günüdür.

Örnek 2: 35 günde adet gören bir kadında, 35-14=21inci gün yumurtlama (ovulasyon) günüdür.

Yukarıda bahsedilen 14 rakamının özelliği; yumurtlama gününden sonra ki dönemin (luteal fazın) 14 günle sabit olmasındandır. Oysa ki yumurtlama gününden önceki günler sabit değildir. Onun için başlangıç gününden değil bitiş gününden hesaplanır.

Bir kız çocuğunun annesinin rahmi içerisindeyken (fetal dönemde) 20nci haftada 6 milyon adet primordial  follikül (ilkel yumurta hücresi) bulunurken, bu sayı doğumda 2 milyona düşer. 13 yaşında ergenlik çağında ise 200 bin adet sağ yumurtalığında ve 200 bin adet sol yumurtalığında olmak üzere 400 bin adet primordial follikül mevcuttur.  Bu sayı 38 yaşında 25 bin iken, menopozda ise 1000 kadardır. Genç yaşlarda daha kaliteli yumurtalar kullanılır. Bu nedenden dolayı menopoza yakın dönemde bulunan yumurtaların kalitesi düşük olduğundan gebe kalabilme oranı düşmekte, kromozom bozukluğuna bağlı anomalili çocuk doğurma ihtimalleri artmaktadır.


Adet Öncesi Sıkıntı Nedir? (premenstural sendrum)


Adet öncesi; baş ağrısı, memede gerginlik ve aşırı duyarlılık, karında şişkinlik, bacaklarda ödem, ağlama nöbetleri, yorgunluk, çabuk öfkelenmek, gerginlik, iştah artması, dikkat eksikliği, susama ve depresyon belirtileri ile giden bir rahatsızlıktır.  Adet kanamasından yaklaşık 5 ila 7 gün önce başlar. Tedavisinde progesteron içeren ilaçlar, sakinleştiriciler ve antiandrojenik (yasmin gibi) ilaçlar verilebilir.


Aşırı Adet Sancısı (dismenore)


Adet sancısı (dismenore) adet kanaması ile (regl kanaması ile) birlikte görülen AĞRIDIR. Çoğunlukla kramp tarzındadır ve alt karın bölgesine yerleşmiştir. Genellikle 15 ila 18 yaş arasında %70 oranında adet sancısı görülür.
Ergenlikte ilk adet kanamasından itibaren ilk 3 yıl içinde adet sancılarıyla karşılaşılabilinir. Ergenlik çağındaki çocukların %15’i adet sancısı nedeniyle okullarını aksatmaktadırlar.
Adet sancısının nedeni; uterus (rahim) adelesini kasan ve böylece adet kanamasına neden olan hormonlardan PROSTOGLANDİN hormon yapımı, adet kanamasının ilk 2 gününde çok artar. Buna bağlı olarak adet sancısı, bağ ağrısı, bulantı, kusma, bel ağrısı ve ishal gibi adet kanamasına eşlik eden bulgular ortaya çıkabilir. Yani prostoglandin F2 Alfa adet sancısından sorumlu olan ajandır.


Adet Sancılarının Tedavisi


Prostoglandin sentez inhibitörleri bu rahatsızlık için yaygın bir şekilde kullanılmaktadırlar. Bunlardan aspirin, çok fazla yan etkileri olduğu için pek tavsiye edilmez. Bunun yerine steroid olmayan antienflamatuar ajanlar kullanılmaktadır. Onlarca piyasa ismi olan bu ilaçların etken maddelerini belirtelim. 1-Propionik asit türevleri (ibuprofen, naproksen) 2-Mefenamik asit türevleri (ponstan rolan, dicloferik asit gibi ajanlar sayılabilir.) Adet sancılarının %80 oranında adet sancılarının bu ilaçlar geçirirler.

Bu ilaçlara rağmen adet sancıları geçmiyorsa endometriozis hastalığının veya genital organ bozukluklarını tespit etmek için mutlaka laparoskopi operasyonu yapmak gerekir. Endometriozis tanımı rahim içi bezlerin rahim dışına göç ederek bir takım enflamatuar ve yapışıklığa yol açan irili ufaklı bir takım oluşumların olması durumudur. Ayrıca adet sancılarında pelvik enfeksiyon hastalıkları da düşünülmelidir.


ADET DÜZENSİZLİKLERİNE, AŞIRI KANAMALARA NEDEN OLAN HASTALIKLAR NELERDİR? 

Önemli not: Adet gecikmesi olan cinsel aktif (cinsel ilişki yapan) bir kadında öncelikle gebelik düşünülmeli, gebelik ve gebeliğe ait komplikasyonlar ekarte edilmelidir. Ancak gebelik ekarte edildikten sonra diğer hastalıklar ve nedenler düşünülmeli ve ona göre tedaviye geçmelidir.

1-ANOVULATUAR (yumurtlamasız) KANAMALAR
Düzensiz adet kanamalarında en sık görülen nedenlerdir. Anovulatuar kanamaya neden olan sebepleri şöyle sıralayabiliriz.
a)Poli kistik over sendrumu: Yumurtalıklarda tesbih dizisi gibi sıralanan 10’dan fazla kisciklerin olması, yumurtlama tembelliğine bağlı gecikmeli adet kanamaları ve hiperandrojenizme bağlı erkeksi tüylenmede artışla giden bir hastalıktır.
b)Obezite (şişmanlık): Bu gibi kadınlardaki adet gecikmeleri %5 oranında zayıflamayla dahi yumurtalıklar çalışacağı için adetler düzene girebilir.
c)Ergenlik çağında olanlar (adölesanlar)(13-18 yaş arası)
d)Menopozdan önceki 8 yıl içinde olanlar (42-50 yaş arası)

Bu kanamaların özelliği 40 günden daha fazla aralıklarla adet görmeleri ve bu adetinde şiddetli kanama şeklinde olmasıdır. Bu hastalıklarda sürekli bir östrojen hakimiyeti vardır. Yumurtlama olmadığı için progesteronla östrojen baskılanamaz.

Anovulatuar (yumurtlamasız) Adet Kanamalarının Tedavisi
1-Progesteron tedavisi: progesteron güçlü bir antiöstrojenik bir ajandır. Artmış olan östrojeni baskılayarak kanamayı düzene sokar.
2-Östrojen-progesteron cylic (periyodik) tedavisi: Burada da artmış olan östrojeni 14üncü günden sonra progesteronla baskılama esasına dayanır.
3-Kürtaj yapılması mümkün olmayan ergenlerde (juvenil kanama) ve bekarlar da 5 ila 7 gün yüksek doz arkasından da 20 gün tek doz olmak üzere doğum kontrol hapları.
4-Diletasyon ve küretaj

2-PIHTILAŞMA BOZUKLUĞUNA BAĞLI KANAMALAR
Kalıtımsal olarak pıhtılaşma faktörlerinin eksikliğine bağlı özellikle menoraji tarzında cylic (periyodik) ancak aşırı fazla kanama durumu burada da eksik olan pıhtılaşma faktörleri yerine koyarak da tedavi edilir.

3-BAZI İLAÇLAR
Antikoagülan ilaçlar, tamoksifen ve steroid gibi ilaçlarda düzensiz adet kanamalarına yol açabilir.

4-ENDOMETRİAL HİPERPLAZİ VEYA NEOPLAZİ
Endometrial hiperplazinin atipik olmayan grubunda tıbbi tedavi özellikle 3 ay 40 ila 80mg megesterol asetat (progesteron) verilebilir. Atipik endometrial hiperplazide ise tedavi cerrahidir.

5-KRONİK ENDOMETRİT
Burada ortaya çıkan lökositler ve makrofajlar proteolitik enzimleri ve prostoglandinleri artırarak kanamaya neden olurlar. Tedavisi enfeksiyon tedavisi+küretajdır.

6-UTERİN MİYOMLAR (RAHİM URLARI)
Bu konu miyomlar bölümünde geniş bir şekilde açıklandığı için burada değinilmeyecektir. (lütfen ana sayfamızdaki miyomlar bölümünü tıklayınız.)

7-ENDOMETRİAL POLİPLER
Genç yaşlarda histereskopi ile çıkartılmalıdır. Menopozda kanama nedeni polip bulunmuşsa histerektomi düşünülmelidir. Çünkü menopozda bu lezyonlar prekanserozdur.

8-ADENOMİYOZİS
Bu konuda da mirena (hormon salgılayan spiraller) veya endometrial ablasyo (rahim içinin sıcak su içeren balonlarla dağlanması) tedavileri yapılabilir.


ADET DÜZENSİZLİĞİ VE KANAMA BOZUKLUĞU TEDAVİSİ NASILDIR?

Not: Hormonal bozukluğa bağlı (anovulatuar) kanamaların tedavisi yukarıdaki anovulatuar kanamaların tedavisinde anlatıldı (1inci bölüm anovulatuar kanamaların tedavisi). Aşağıda anlatılanlar hormonal bozukluğa bağlı olmayan kanamaların tedavisidir.

1-Mirena: progesteron içeren spiraller
2-GNRA anologları
3-Endometrial ablasyon: açıklanamayan menoraji tarzı kanamalarda endometriumu incelterek %80 oranında başarı sağlar. Ve 5 yıl süre ile kanama tekrarı olmaz. 90 dereceye kadar ısıtılmış içi sıvı dolu balonlarla endometrium dağlanır.
4-Steroid olmayan antienflamatuar ajanlar: menoraji tarzında kanamalarda özellikle spirale ve miyomlara bağlı kanamalarda genişlemiş olan endometriumu daraltarak kanamanın durmasını sağlarlar.
5-Doğum kontrol hapları: Açıklanamayan menoraji tarzında kanamalarda %40 oranında tedavi sağlar.
6-Cerrahi: Histerektomi, miyomektomi, polipektomi gibi operasyonlar, karın yoluyla (abdominal) veya vajinal yolla (histereskopi) yapılabilir.

Saygılarımla
Op.Dr.Şahap İNMEZ

 

ERGENLİK DÖNEMİ VE SORUNLARI

e-Posta Yazdır

ERGENLİK (PÜBERTE)(BULUĞ ÇAĞI) NEDİR?ERGENLİK (PÜBERTE)(BULUĞ ÇAĞI) NEDİR?

Ergenlik çocukluktan yetişkin döneme geçişin adıdır. Ortalama 11 ila 16 yaş arasıdır. Yeni doğan kız çocuğunda yumurtalıkları uyaran hormonlar (FSH ve LH) yüksektir. Ancak 2 ila 10 yaş arasında çok hafif derecede kanda bulunan (bu miktar 10 pg/ml altındadır) östrojenin (kadınlık hormonu) baskısıyla 10 yaşına kadar normaldir. Daha sonraları 10uncu yaşlarda önce adrenarş dediğimiz böbrek üstü bezinden salgılanan DHE ve DHES (Dihidroepiandrosteon sülfat) ve androstendion artarak kasıklarda ve koltuk altındaki kıllanmayı geliştirir. Adrenal bez hormonları (böbrek üstü bezi) yumurtalık hormonlarından 2 yıl önce başlar. 12nci yaşlarda ise gonadarş (yumurtalık hormonları) başlar. Östrojenin pozitif etkisiyle FSH ve LH özellikle uykuda ve gündüzleri de 2 saatte bir aralıklarla salgılanmaları sürer. Böylece östrojen seviyesindeki artmaya bağlı olarak 1-boy uzaması, 2-meme gelişimi, 3-cinsel organlarda gelişme büyüme oluşur. Bu arada yağ birikimi de 2 kat artmıştır. Bu olaylardan 2 yıl sonra İlk adet kanaması dediğimiz menarş başlar. Yani boy uzamasının, ikincil seks karakterlerinin başlamasından 2 yıl sonra ilk adet başlar. Ortalama ikincil seks karakterlerinin başlaması 11 yaş olarak kabul edilirse ilk adet görme yaşı ise 13 yaştır. İlk adet kanamasının başlamasındaki hormonel etken östrojendir. Östrojen artışına bağlı olarak rahim iç bezi olan endometrium prolifere (gelişmesi) olur ve ilk adet kanaması başlar. Genellikle 18 yaşına kadar olan adet kanamaları yumurtlamasız adet kanamalarıdır. Bu nedenden dolayı da bu dönemde adet düzensizlikleri, çoğunlukla gecikmeler sıkça rastlanan normal bir durum olarak ortaya çıkar. 18-20 yaşlardan sonra, yumurtlama daha düzenli olduğu için, adet kanamaları da daha düzenli olur. (24 ila 35 gün arası)


Erken Ergenlik (erken püberte)(puberte prekoks) Ne Demektir ve Tedavisi Nasıldır?

8 yaşından önce ergenlik belirtilerinin (kıllanma, boy uzaması, cinsel organların gelişimi) oluşması veya 10 yaşından önce ilk adetini görme olayına erken püberte (ergenlik) denir. BU olay patolojik bir durumdur. Adet görme olayı başlamadan gerekli tetkikleri yaparak tedavi etmek gerekir. Böylece boyun kısa kalması ve diğer rahatsızlıkların önüne geçilmiş olur. Burada en etkili tedavi GNRH anologları kullanmaktır. Sprey, cilt altı veya depo kas içine yapılan preparatları mevcuttur. İlacın dozu östrojenin  10pg/ml’nin altında olacak şekilde ayarlanır. Bunun dışında adrenalhiperplazi veya hipotroidi gibi rahatsızlıklar varsa tedavi edilir.


Gecikmiş Ergenlik (gecikmiş püberte)(puberte tarda) Ne demektir ve Tedavisi nasıldır?

16 yaşında olduğu halde ergenlik belirtileri oluşmamışsa gecikmiş ergenlik veya gecikmiş püberte olarak değerlendirilir. Gecikmiş ergenliğe sahip çocuklar kısa boylu ve geri kalmış kemik yaşlarına sahiptirler. Gecikmiş ergenliğin en büyük nedenleri şunlardır: aşırı egzersiz, anormal beslenme, troid foksiyon bozuklukları (hipotroidi), doğuştan yumurtalıklarının olmayışı, hipofiz (üreme merkezi) yetmezlikleri olarak sayılabilir. 
Tedavisi: 1 Hipotroidi varsa tedavisi yapılır. 2- Hipofiz yetmezliği varsa gonadotropik hormonları verilir. 3-Kız çocuklarında östrojen tedavisi, erkek çocuklarında testosteron tedavisi olarak söylenebilir.


Normal ergenlikte önemli bir sorun olan boy kısalıkları


Eğer kemik yaşı; takvim yaşından 1 yıldan daha geri ise tedavi etmek gerekir. Bunlardan 1inci derecede önemli olan tedavi büyüme hormonu tedavisidir. Yumurtalıkları yetersiz olan kız çocuklarında östrojen tedavisi, erkek çocuklarında ise testosteron tedavisi yapmak gerekir.


Ergenlikte Adet Düzeni Nasıldır?


Ergenlik döneminde görülen adet kanamaları anovulatuar (yumurtlamasız) kanamalardır. Östrojenin iniş ve çıkışlarına bağlı olan kanamalardır(kırılma ve çekilme). Dolayısıyla kanama miktarı ve süresi ile adet aralıkları değişkendir. Bazen düşük östrojen etkisi ile lekelenme tarzında ve uzun süreli olabildiği gibi; bazen de, yüksek östrojen seviyesine bağlı aralıkları uzamış (2 ila 3 ay) ve sonrada aşırı kanamalarla giden adetler şeklinde olabilir.


Ergenlikte Adet Sancısı


Adet sancısı (dismenore) adet kanaması ile (regl kanaması ile) birlikte görülen AĞRIDIR. Çoğunlukla kramp tarzındadır ve alt karın bölgesine yerleşmiştir. Genellikle 15 ila 18 yaş arasında %70 oranında adet sancısı görülür.
Ergenlikte ilk adet kanamasından itibaren ilk 3 yıl içinde adet sancılarıyla karşılaşılabilinir. Ergenlik çağındaki çocukların %15’i adet sancısı nedeniyle okullarını aksatmaktadırlar. Adet sancısının nedeni; uterus (rahim) adelesini kasan ve böylece adet kanamasına neden olan hormonlardan PROSTOGLANDİN hormon yapımı, adet kanamasının ilk 2 gününde çok artar. Buna bağlı olarak adet sancısı, bağ ağrısı, bulantı, kusma, bel ağrısı ve ishal gibi adet kanamasına eşlik eden bulgular ortaya çıkabilir. Yani prodtoglandin F2 Alfa adet sancısından sorumlu olan ajandır.


Adet Sancılarının Tedavisi


Prostoglandin sentez inhibitörleri bu rahatsızlık için yaygın bir şekilde kullanılmaktadırlar. Bunlardan aspirin, çok fazla yan etkileri olduğu için pek tavsiye edilmez. Bunun yerine steroid olmayan antienflamatuar ajanlar kullanılmaktadır. Onlarca piyasa ismi olan bu ilaçların etken maddelerini belirtelim. 1-Propionik asit türevleri (ibuprofen, naproksen) 2-Mefenamik asit türevleri (ponstan rolan, dicloferik asit gibi ajanlar sayılabilir.) Adet sancılarının %80 oranında adet sancılarının bu ilaçlar geçirirler.

Bu ilaçlara rağmen adet sancıları geçmiyorsa endometriozis hastalığının veya genital organ bozukluklarını tespit etmek için mutlaka laparoskopi operasyonu yapmak gerekir. Endometriozis tanımı rahim içi bezlerin rahim dışına göç ederek bir takım enflamatuar ve yapışıklığa yol açan irili ufaklı bir takım oluşumların olması durumudur. Ayrıca adet sancılarında pelvik enfeksiyon hastalıkları da düşünülmelidir.

Saygılarımla
Op.Dr.Şahap İNMEZ

Genital Herpes (uçuk)

e-Posta Yazdır

HSV (herpes simpleks virüsü) enfeksiyonu: dış genital organlarının en sık görülen hastalığıdır. Bu bölgede içi su dolu ve ağrılı veziküller ve ülserlerle giden bir rahatsızlıktır. Genellikle virüs bulaştıktan 3ila 7 gün sonra şikayetler başlar. İçi su dolu veziküller mutlaka birden fazladır. Bunlar hızla birleşerek çok ağrılı vulvar ülserlerine yol açar. Şiddetli bir idrar yanması (dizürü) vardır. Başlangıçta ateş, halsizlik ve baş ağrısı da olabilir. Akut dönem 3 hafta sürer. İlk akut dönem tedavi edilmezse, virüs sinsi bir şekilde cilt altında gizlenir. Kadının erkeğe bulaştırma süresi 3 haftalık akut dönemde yapılan cinsel ilişkiyle olur. Hastalık kronikleştikten sonra bulaşma olmaz. Tekrarlayan herpes lezyonları ise 15 günde iyileşir. Genital herpesin %75’ini HSV tip 2 (bu virüs genital organlarda yerleşir.) %25’ini ise HSV tip 1 ağızda (oral) yerleşen virüsler oluşturur. Ağızdaki veya genital  bölgedeki uçuk (herpes) olan kişi akut dönemde cinsel ilişki yapan kişiye bu mikrobu da bulaştırır.

hsvTanı: PAP smear ve veziküllerden alınan örneklerde virüsün görülmesi veya antikor testleridir. Genital herpes (HSV) gebelikte de giderek önemle artmıştır. Rahim içi bebek enfeksiyonlarının dışında ilk 3 ayda da düşüklere yol açabilir. Genital herpesli gebe kadınlar özellikle akut dönemde doğuma yaklaşmışlarsa doğum vajinal değil sezaryen operasyonuyla yapılmalıdır.

Genital Herpes Tedavisi: Yaygın kullanılan ilaç “Acyclovir” dir. Tablet, krem ve enjektabl uygulama formları vardır. Bunun dışında ağrılı dönemde günde 3 kez oturma banyosu ve arkasındanda kurutma makinesi ile lezyonları kurutulmasıdır. Çünkü virüs ıslak ortamda daha çabuk ürer ve iyileşme süresi uzar. Kuru ortamda bu süre kısalır. Çok sık tekrarlayan vakalarda 6 ay ile 1 yıl süre ile Acyclovir tabletlerini kullanmak tekrarları oldukça azaltır.

Diğer Makaleler...

Sayfa 3 / 4

Sitemizde

3 Uye
6 Misafir