Doktor Sahap Inmez

KADIN HASTALIKLARI ve DOGUM UZMANI

Buradasiniz: Doktorunuza Danışın Menopoz ve Osteoporoz

Menopoz ve Osteoporoz

Menopoz Belirtileri-Tedavisi

e-Posta Yazdır

menopoz nedir MENOPOZ NEDİR?
Menopoz Latince'de meno ve pause kelimelerinin birleştirilmesiyle oluşturulmuş ve "adet kanamalarının durması" anlamına gelen menopause kelimesinin dilimize uyarlanmasıyla oluşturulmuş bir kelimedir. Menopoz, kadının düzenli adet kanamalarının ortadan kalktığı dönemi ifade eder. Menopoz dönemi kadın hayatının evrelerinden biridir ve doğal bir sürecin sonucudur. Toplumumuzda ise yaygın bir kanı olarak menopoz dönemi yaşlılık döneminin başlangıcı olarak görülmektedir. Ortalama insan ömrünün 80'li yaşların üzerine çıkma eğilimi göz önünde bulundurulduğunda menopoz döneminin aslında insan hayatının önemli bir kısmını kapsadığı farkedilir.

ERKEN MENOPOZ NEDEN OLUR?
Hiç doğum yapmamış olan kadınların menopoza erken girdikleri gözlemlenmektedir. Çalışmalar anne ile kızın hemen aynı yaşlarda menopoza girdiklerini göstermektedir. Bu durum menopoza girme yaşının kalıtsal özelliklerle yakın ilişkide olduğunu düşündürmektedir. Beslenme bozukluğu olan ve vejetaryen beslenme tarzı benimseyen kadınların nispeten daha erken yaşlarda menopoza girdikleri görülmektedir. Aşırı alkol kullanan kadınlar menopoza daha geç girmektedirler. Bunun en muhtemel nedeni alkolün karaciğerdeki etkileri nedeniyle bu kadınlarda östrojen hormon seviyelerinin daha yüksek olmasıdır. Düşük kilolu kadınlar menopoza daha erken girme eğilimindedir. Bu durum bu kadınların yağ dokusunun östrojen üretimine katkısından faydalanamamalarından kaynaklanır. İş yaşamı ve diğer yaşam şartlarının menopoza girme yaşını etkilediği düşünülmemektedir. Yüksek yerlerde yaşayanlar menopoza daha erken girmektedir.  Yumurtalıkların kan dolaşımının etkilendiği bir jinekolojik ameliyat geçiren kadınlar (rahimin alınması gibi) menopoza daha erken bir yaşta girebilirler. Rahim içi gelişme geriliği ile (düşük kilolu) doğan kadınlar menopoza daha erken girmektedirler.

MENOPOZ  BELİRTİLERİ


Sıcak Basmaları ve Uyku Bozuklukları
Menopoz dönemi bir yandan ateş basmaları, öte yandan "tuhaf belirtiler" olarak gruplandırılan belirtiler topluluğunun etkisiyle uykusuzluğun ortaya çıkmasına veya uyku kalitesinin azalmasına neden olabilir. Ek olarak östrojen hormonu eksikliğinin beyine etki ederek direkt olarak uyku özelliklerini olumsuz etkilediği bilinmektedir. Ayrıca artmış LH etkisi ile sıcak basmaları olur.
Uyku bozuklukları uzun süre devam ettiğinde gerginlik, sinirlilik, yorgunluk, halsizlik, unutkanlık, yorgun uyanma ve konsantrasyon bozukluklarına yol açabilmektedir.
Menopoz döneminde ortaya çıkan uyku bozukluklarının tedavisinde östrojen hormonu tedavisinin önemli bir yeri vardır. Östrojen hormonunun uykuya dalma süresini kısalttığı ve uyku kalitesini artırdığı klinik deneylerde gösterilmiştir.

Genito Üriner Sistem Bozuklukları
Östrojen eksikliğine bağlı idrar yapmakta zorlanma, yanma, kaşıntı, cinsel isteksizlik, disparaniya denilen cinsel ilişkilerde zorlanma ve ağrı görülmektedir. Bunların tedavilerinde sistemik ve lokal olarak kullanılan östrojen preparatları oldukça etkili olmaktadır.

Kemik Erimesi (Osteoropoz)
Östrojen eksikliğine bağlı olarak kemik yapımı (osteoblastik) ve kemik yıkımı (osteoklastik) arasındaki dengenin yapım aleyhine, yıkımın ise lehine bozulmasına bağlı oluşan hastalıktır. Kemik erimesi ve tedavisi hakkında aşağıda daha ayrıntılı bilgiler verilmiştir.

Kalp ve Damar Hastalıkları
Östrojen eksikliğine bağlı olarak menopoza girmiş kadınlarda kalp krizi geçirme riskinin 5 kat daha fazla arttığı bilinmektedir. Bu durumun östrojen eksikliğine bağlı kolesterol, lipo proteinler, düşük ve yülsek dansiteli lipo proteinlerin dengesinin bozulmasına bağlanmaktadır. Dolayısıyla menopoza girmiş kadınların, en az yılda bir kalp ve damar hastalıkları yönünden check-up yaptırmaları gerekir. 

Menopoza Girme Yaşı
Bir kadının ortalama menopoza girme yaşı 49.3 ±5 olarak kabul edilmektedir. Türkiye'de ortalama menopoz yaşı 47, ABD'de 51'dir. Kadınların yaklaşık %1'i 40 yaşından önce menopoza girer. Menopoza girme yaşı kalıtsal olarak belirlenmiştir ve ilk adet kanaması yaşı, emzirme, doğum kontrol hapı kullanımı, ırk, eğitim, boy ve son gebelik yaşı gibi değişkenlerden etkilenmez. Sigara kullanımı yumurta hücrelerinin ölümüne neden olduğundan, özellikle günde 20 adet ve daha fazla sigara içen kadınların menopoza girme yaşlarının 1-2 yıl geriye gittiği belirlenmiştir.

Adet Kanamalari Neden Kesilir?
Adet kanaması, adet döngüsünün seyrinde her ay muhtemel bir gebelik için hazırlık yapan rahim iç tabakasının gebelik oluşmaması durumunda "tazelenmesi" için kanamayla dışarı atılmasından ibaret bir süreçtir. Yumurtalıklarda her adet döngüsünde bir yumurta hücresi olgunlaşma sürecine girerek östrojen hormonu salgılamaya başlar ve bu hormonun etkisiyle rahim iç tabakası kalınlaşır. Yumurta hücresi belli bir olgunluğa ulaştığında yumurtlama meydana gelir. Yumurtlama sonrasında devreye giren progesteron hormonunun etkisiyle rahim iç tabakası gebelik oluşumuna elverişli hale getirilir. Bir kız çocuğu her iki yumurtalığında belli sayıda yumurta hücreleriyle dünyaya gelir. Bu hücre topluluğu kolay anlaşabilmesi açısından "yumurtalık havuzu" olarak tabir edilebilir.
Rahim içi yaşamda havuzdaki yumurta hücre sayısı yaklaşık 6-7 milyon iken doğumda 1-2 milyona iner. Ergenlik dönemine gelindiğinde yumurtalıklardaki toplam yumurta hücresi sayısı 300-400 bine inmiştir. Sayının bu şekilde azalmasının nedeni tam olarak bilinmemekle beraber muhtemelen genetik özellikleri en uygun olan, yani en kaliteli olan yumurta hücreleri sağ kalmakta, diğerleri kullanılmamak üzere bertaraf edilmektedir. Böylece yumurta hücresinin döllenmesiyle oluşacak yeni neslin genetik açıdan mükemmel olmasının sağlanması amaçlanmaktadır.
Yumurta hücre sayısındaki azalma üreme çağında da devam eder ve bir kadında tüm üreme çağı boyunca her ay yüzlerce ilkel yumurta hücresi hareketlenir, bunlardan 10 ila 15 tanesi antral follikül haline gelir bunlarında sadece 1 tanesi dominant (baskın) follikül olur ve yumurtlama bu follikülden gerçekleşir. Yani yüzbinlerce ilkel yumurta hücresinden 30 yıllık üreme hayatı boyunca sadece 400 tanesi yumurtlama olayını gerçekleştirebilir. Yumurtalık havuzunda yumurta hücreleri tümüyle tükendiğinde yumurtlama durur ve östrojen ve progesteron hormonları salgılanamayacağından rahim iç tabakasının yenilenme süreci de biter. Böylece adet kanamaları da ortadan kalkar ve menopoz dönemi başlar.

Menopozda Takip
Yıllık Tam Kan Sayımı, biyokimya, kardiyolojik tarama, yılda bir mammografi, 2 yılda bir Kemik Mineral Dansitometresi, Transvajinal Ultrasonografi, Hormon testleri, Kanser markerleri (CA-125, CA-19,9 , CA-15,3 , CEA) şeklinde yapılmalıdır.


MENOPOZ TEDAVİSİ NASILDIR?

Menopozda günümüzde 2 tedavi endikasyonu kriteri vardır.
1-Sıcak basmaları, uykusuzluk, depresyon
2-Kemik erimesi (osteoporoz)

Menopoz Tedavisi

1-Hormon replasman tedavisi:
Menopoza girdikten sonra eğer bir risk yoksa (bu riskler meme, rahim, kalp ve damar hastalıkları riskidir) 5 yıl süre ile östrojen tedavisi yapılabilir. Bu tedavi oral, cilt, nazal (burundan), vajinal veya enjeksiyon formunda olabilir. Özellikle 50 yaştan önce verilmelidir. 55-60 yaşından sonra ise hormon replasman tedavisi yapılmaz. Bu tedavide yukarıda anlatıldığı gibi ateş basmaları ve kemik erimesi (osteoporoz) varsa yapılmalıdır.

2-Fito östrojenler:
Genellikle soya ürünlerinden yapılan bitkisel kaynaklı östrojen benzeri ilaçlardır. Bu ilaçlar hastaların sıcak basmalarını, kemik erimelerini engellediği gibi meme ve rahim kanserlerinin önlenmesinde de etkili olduğu bilinmektedir. Bu tip bitkisel ürünler erkeklerde de prostat kanserinde etkilidir.

3-Lokal östrojen kremleri:
Özellikle genital üriner sistem şikayetlerinde etkilidir. Cinsel ilişkide yanma, acı, kuruluk ve kaşıntı, idrar yaparken yanma, idrar kaçırma gibi şikayetlerde oldukça etkilidir.

4-Hormon olmayan ilaçlar:
Bunlar endorfin düzeyinde etki ederek (livial tb.) menopozal şikayetleri ve kemik erimesini engellediği gibi libido içinde olumlu etkileri vardır.

5-Beslenme alışkanlıkları:
Kalsiyumdan zengin diyet (1 günde 1000mg'dan fazla), süt ve ürünleri özellikle kemik kaybı yönünden etkilidir.Soyadan zengin diyet özellikle östrojen kullanamayan hastalarda oldukça önemlidir.

6-Egzersiz:
Hafta 5 gün 1'er saatlik yürüyüşe tekabül eden egzersizler menopozda oldukça önemlidir.

7-Kemik erimesi (osteoporoz)olan hastalarda tedavi:
Eğer riski yoksa öncelikle östrojen replasman tedavisi yapılmalı bunula beraber kemik erimesi fazla ise alendronat, kalsitonin, aktif vitamin D3, hergün 1gr kalsiyum kombinasyonları yapılmalı ve haftada 5 gün 1'er saat yürüyüş yapılmalıdır.

Saygılarımla.
Op.Dr.Şahap İNMEZ

 

KEMİK ERİMESİ (OSTEOPOROZ) ve TEDAVİSİ

e-Posta Yazdır

OSTEOPOROZ (KEMİK ERİMESİ) OSTEOPOROZ (KEMİK ERİMESİ)

Menopoz insan hayatında önemli değişkliklerin meydana gelmesine neden olur. Hem ruhsal hem de fiziksel bu değişiklikler temel olarak vücutta yumurtalıklardan salgılanan östrojenin azalması nedeniyle ortaya çıkar. Menopozla birlikte özellikle aşağıda anlatılacak olan risk faktörleri olanlarda kemik dokusu da kısa zamanda kalitesinden ödün vermeye başlayabilir. Menopozda olan kadınlar yaşamlarının geri kalan kısımlarında osteoporoza bağlı %50'lik bir kemik kırığı riski ile karşı karşıyadırlar.

Osteoporoz insan ömrünün giderek uzamasıyla birlikte ülkemizde de önemli bir sorun haline gelmiştir.


OSTEOPOROZ (KEMİK ERİMESİ) NEDİR?

Osteoporoz, ya da daha çok bilinen adıyla "kemik erimesi", kemiğin mineral içeriğinin azalması nedeniyle dayanıklığının azalması, yani kalitesinin düşmesidir. Vücutta kortikal kemik ve trabeküler kemik olmak üzere iki ayrı kemik türü vardır. Kortikal kemik tüm vücut kemiklerinin %80'ini oluştururken, trabeküler kemik, bir arıpeteği yapısında olan ve yüzey alanı daha geniş bir kemik türüdür. Trabeküler kemik omurgalarda ve uzun kemiklerin uç kısımlarında yeralır ve osteoporoza bağlı kırıklara en hassas bölgeler de buralarıdır. Kemikler sürekli olarak yapım-yıkım olaylarının ardarda devam etmesiyle yenilenen canlı dokulardır. Trabeküler kemiğin yapım-yıkım hızının kortikal kemiğe göre 4-8 kat daha hızlı olması bu kemikleri kırıklara daha hassas hale getirmektedir.

Kadınlarda 40 yaşına kadar yapım-yıkım olayı dengeli bir şekilde devam ederken, bu yaştan itibaren yıllık %0.5'lik bir oranda geri dönüşümsüz bir kemik kaybı olur. Bu, özellikle menopozdan itibaren daha da hızlanır ve menopozda olan bir kadın her yıl trabeküler kemiklerinin %5'ini ve tüm vücut kemik dokusunun %1-1.5'luk bir kısmını kaybeder. Bu kayıpılar 10-15 yıllık hızlı bir dönemden sonra oldukça azalır. İşte bu aşamaya kadar kaybedilen kemik dokusu miktarı kadının ileride kemik kırığıyla karşılaşıp karşılaşmayacağını belirleyen en önemli etkenlerden biridir. Zira bu süre içerisinde trabeküler kemiğin %50'si kortikal kemiğin ise %30'u kadar bir miktarı kaybedilmiş olabilir.

Osteoporoz hangi kemikleri etkiler?
Osteoporoz en sık vücudun yükünü taşıyan ve trabeküler yapıda olan omurları etkiler. Tüm osteoporoz olgularının %47'si omurlarda, %20'si kalçada (uyluk kemiğinin baş kısmında), %13'ü bileklerde ve %20'si diğer kemiklerde görülür.

Bunun sonucunda özellikle ileri yaşlarda omurlardaki çökme kırıklarına bağlı olarak boyda kısalma olabileceği gibi (bir kadının ileri yaşlarda boyu 15-20 cm'ye kadar kısalabilir!), hafif düşmeler sonucunda ya da kendiliğinden, başta kalçada olmak üzere diğer kemiklerde hayatı tehdid eden kırıklar meydana gelebilir.

Osteoporoz kimlerde daha sık görülür?
Osteoporoz riski yaşla birlikte artar ve özellikle kadınlarda erkeklere göre daha sık görülür. İnce kemik yapısı olanlarda, ailesinde ve özellikle ailesindeki kadınlardan birinde kemik kırığı öyküsü ya da boyunda kısalma öyküsü bulunan kadınlarda, 45 yaşından önce kendiliğinden ya da ameliyatla yumurtalıkların alınması neticesinde menopoza giren kadınlarda, uzun süreli adet görememe şeklinde adet düzensizliği olan kadınlarda, gıdalarının kalsiyum içeriği az olan kadınlarda (en önemli kalsiyum kaynakları süt ve süt ürünleridir), yaşamlarında egzersize yer vermeyen, sigara içen, aşırı alkol kullanan kadınlarda, kortizon ve diğer bazı ilaçları kullanmak zorunda olanlarda ve başta hipertiroidi (tiroid hormonlarının yüksek olması) olmak üzere çeşitli hormonal hastalıklarda osteoporoz riski artmıştır.

70 yaşın üzerinde olan kadınların %21'inde hiçbir belirti olmasa da radyolojik olarak kırık yönünde değişiklikler gözlenir. Kalça kemiği kırıklarının riski menopozdan 10-15 yıl sonra artmaya başlar ve 90 yaşında bir kadının kalça kemiği geçirmiş olma olasılığı %20'dir. Bu kalça kırıklarının yaklaşık %15'i ilk üç ayda ölümle sonuçlanacak kadar ağırdır. Özellikle kalça kırıkları %50 kadında sakatlıkla sonuçlanır.

Osteoporoz tanısı nasıl konur?
Klasik radyolojik yöntemlerle (düz röntgen filmleriyle) osteoporoz tanısı koymak hatalıdır. Bunun yerine DEXA adı verilen özel yöntemle ve kemik tomografisi yöntemiyle vücudun en hassas kemikleri olan uyluk başı bölgesi, omurlar ve kol kemiklerinin incelemesi yapılır ve hassas bir şekilde tanı konabilir. Raporda "normal", "osteopeni" (osteoporoz başlangıcı), "osteoporoz" ve "ileri derecede osteoporoz" olmak üzere farklı ifadeler kullanılabilir. (T skor: -1'den az ise: normal bulgular, T skor -1,5 ila -2,5 arası ise: kemik incelmesi (osteopeni), T skor -2,5'tan fazla ise kemik erimesi (osteoporoz) olarak değerlendirilir.

Hiç bir şikayeti olmayan kadınlarda bile menopoza girdiklerinde bir kez ve daha sonra ikişer yıllık aralıklarla kemik ölçümü önerilmektedir.


KEMİK ERİMESİ TEDAVİSİ NASILDIR?

Başlamış bir osteoporoz süreci sonucu kaybedilen kemiği yerine geri getirmek zordur. Ancak süreç bazı tedavilerle büyük oranda durdurulabilir. Bunun sonucunda ileri derecede osteoporoz olguları hariç, kırık oluşma riski de önemli derecede azalmış olur.

1-Östrojen tedavisi
Östrojen tedavisinin süreci yavaşlattığı artık kesinlikle kanıtlanmıştır. Östrojen tedavisi alanlarda kol ve kalça kırıklarında %50-60 oranında azalma, beraberinde kalsiyum alımı da sağlandığında (kalsiyumdan zengin gıdalar alınması ve gerekli durumlarda ilaç şeklinde kalsiyum tedavisi) omurga kemiği kırıklarında %80'lik bir azalma beklenebilir. Bu, özellikle en az 5 yıllık bir tedavi sonrası etkili olur.

Östrojen tedavisinin etkili olabilmesi için tedavi devam etmelidir. Tedavi bırakıldığında osteoporoz süreci tedaviden önceki eski hızıyla devam eder. Progesteron tedavisi de kalsiyum metabolizması üzerindeki olumlu etkileriyle osteoporozun önlenmesine katkıda bulunur.

2-Kalsiyum
Kalsiyum emilimi yaşla birlikte azalır ve özellikle menopoz sonrası azalma daha belirgin olur. Kalsiyum dengesinin sağlanması osteoporoz engellenmesinde en önemli basamaklardan biridir. Ancak östrojenin az olduğu durumlarda kalsiyum ne kadar alınırsa alınsın etkili olmayabilir. Bu yüzden östrojen tedavisine ek olarak vücuda gıdalarla ya da ilaç verilmesi yoluyla günlük 1000 gram kalsiyum girişinin sağlanması önemlidir.

3-Alendronat ve kalsitonin
Östrojen tedavisinin sakıncalı olduğu durumlarda veya östrojenle beraber kombine tedavilerde etkinliği kanıtlanmış ilaçlardır.

4-Aktif Vitamin D3
Özellikle kalsiyum emilimini arttırdığı için daha çok 60 yaş üzeri hastalarda kemik erimesi tedavisinde oldukça önemli bir yeri vardır.

5-Spor ve Beslenme Alışkanlıkları
İlaç tedavisi dışında osteoporozun önlenmesi ya da ilerlemesinin durdurulması için yaşam tarzında da bazı değişiklikler yapılmalıdır. Günde en az 30 dakika olmak üzere, haftada 3 kez vücudu zorlamayan sporlar yapılması menopoz döneminde kemiğin mineral miktarını önemli ölçüde iyileştirir. Sigara ve alkol bırakılmalıdır. Dengeli bir diyetle yeterli kalsiyum alınması için gerekli değişiklikler yapılmalıdır.

6-Hipotiroidi (tiroid eksikliği)
Tiroid yetmezliği olan hastalarda kemik erimesi olabileceği için bu konununda atlanmadan araştırılması, varsa tiroid hormonu içeren ilaçlar veya tiroidden zengin gıdalarla beslenmesi önerilir.

Saygılarımla.
Op.Dr.Şahap İNMEZ

 

 

 

Sitemizde

4 Uye
13 Misafir